
Türkiyeden Haberler icinde Güvercin Kanadına Değil!!! konusu , <div align="center"> Terör örgütü psikolojik savaşı nasıl yürütür Terör örgütü PKK son aylarda faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Nevruz’dan bu yana artan terörün iki cephesine dikkat çekmek gerekir; bir taraftan Türk Ordusu’na yönelik ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| <div align="center"> Terör örgütü psikolojik savaşı nasıl yürütür Terör örgütü PKK son aylarda faaliyetlerini yoğunlaştırdı. Nevruz’dan bu yana artan terörün iki cephesine dikkat çekmek gerekir; bir taraftan Türk Ordusu’na yönelik mayınlı, roketli, silahlı saldırılar düzenlenmektedir ki bunun son dönem bilançosu 127 şehittir, diğer taraftansa Türk Ordusu’nu yıpratmaya yönelik provokasyonlar, karalama kampanyaları ardı ardına piyasaya sürülmektedir. Bu noktada terörün “psikolojik savaş” taktiğinin gözler önüne serilmesi, en az teröristlere karşı askeri harekat kadar önemlidir. Çünkü bugün terörün en güçlü yanı, medya kanalıyla yürüttüğü bu psikolojik harptir. Hedef sadece asker bedenleri değil topyekün bir halkın beynidir. Bu psikolojik harbin son dönem öne çıkan örneklerinden birisi de Kürtçü Yılmaz Erdoğan’ın “Güvercin kanadına yazdığı”, yalvarıyorum başlıklı mektubu. Bu Kürtçüyü çok önemsememek gerekir ama mektubun bir terör örgütünün nasıl psikolojik harp yürüttüğünü göstermesi açısından incelenmesinin büyük faydası olacaktır. Mayın: Stratejik kelime PKK terör örgütünün terör faaliyetlerini sürdürmesi açısından “mayın” son derece önemli bir silahtır. Son dönemde PKK’nın yüksek teknolojili mayınları nedeniyle çok askerimizi kayıp verdik. Fakat olayın bir başka boyutu, sınır boyunca Türk Ordusu’nun PKK sızmasına karşı bölgeyi mayınlamış olması. Terör örgütünün bu mayınlarla başı belada. Kendileri açısından Güneydeki kukla Kürt devleti ile Türkiye arasındaki bu mayınlı arazi “Büyük Kürdistan” hayallerine döşenmiş yaklaşık 1 milyonluk bir mayınlı arazidir. O halde bu mayınlı arazinin temizlenmesi, “Büyük Kürdistan”ın yolunun açılması için son derece önem kazanmaktadır. Mayın karşıtlığı burada bir insani yalvarmanın ötesine geçmektedir işte. Erdoğan mektubunda “Her silah öldürür ama mayından kahpesi yoktur” derken, ustaca bir terör taktiği uygulamaktadır. Mektubu okuyan Türk milletinin aklına hep mayınla şehit olan Türk askerleri gelmektedir. Ve tuzağa düşülmektedir. Oysa dikkatle incelendiğinde Erdoğan’ın bahsettiği mayınların Türk ordusunun mayınları olduğu gözükür. Çünkü mayınla ölen kız çocuklarından bahsedilmektedir Türk askerlerinden değil! Erdoğan’ın kullanmadığı kelimeler: Asker, şehit, terör Zaten Erdoğan’ın bilmem kaç defa “barış” kelimesini kullandığı bu mektubunda hiç “asker”, “şehit” ve “terör” kelimesinin geçmemesi boşuna değildir! Ne yani, acılar dursun diye mektup yazacaksın, hem de Türkiye’nin en çok okunan günlük gazetesinde ve bu mektubun doğal hedefi Türkler olacak ve sen bu mektupta bir kez bile şehit olan askerlerden ve terör belasından bahsetmeyeceksin! Bu sizce de garip değil mi? Garip olmanın ötesinde bu bir bilinci yansıtmaktadır, Erdoğan da diğer Kürtçüler gibi farklı bir dili konuşmaktadır. O ve PKK’nın gözünde ortada bir terör değil savaş vardır, şehitlik ise Türk askerleri içen değil kendilerinin gerilla dediği maaşını CIA’dan alan besleme çapulcular için kullandıkları bir kelimedir. Mayınların kahpeliği, kahpelerin anti mayın kampanyası... Olayın bir diğer önemli yanı ise PKK’nın HPG ve Kongra-Gel adına Cenevre Örgütü ile daha iki hafta önce imzaladığı “anti mayın sözleşmesidir” PKK bir yandan mayınlarla Türk askerlerini şehit ederken diğer yandan anti mayın sözleşmesi imzalayarak anti mayın bir kampanya başlatmaktadır. Ama burada yine ince bir nokta bulunmaktadır, bu, kampanya olmanın ötesinde büyük bir adımdır, PKK bu sözleşme ile Türk devleti ile savaşan bir örgüt konumuna adım atmaktadır. Dünyaca terör örgütü olarak kabul edilen PKK için bu BM’de bağımsızlık için savaşan bir örgüt konumuna doğru atılmış bir hamledir. Buna çok özel önem vermek gerekir. İşte Erdoğan’ın mayınların kahpeliğinden bahsettiği mektup tam da böylesi bir siyasal sürece denk düşmektedir. Ama en azından Türklerin bu konuda kurulan tuzağa düşmemesi gerekir. Biz mayına düşman olamayız. Türk devleti, dağlık araziden yönelen terörü engellemek için mayın kullanmak zorundadır. Bu hakkından vazgeçemez. Mayınla ölümün kahpeliğinden bahseden Erdoğan’a esas kahpeliğin yıllardır ekmeğini yedikleri bir ülkeye ve millete karşı terör uygulamak olduğunu hatırlatmak gerekir. Bu kahpeliği yapanlar mayınla “kahpece” öleceklerse hak ettikleri sonu buluyorlar demektir. Ne yani Türk Ordusu ve PKK, bir meydanda toplanıp, yiğitçe, delikanlıca, teker teker düelloya mı tutuşsun istiyorsun? Hem sence gündüz vatandaş gece terörist olup bu ülkenin askerine silah sıkmak kahpelik değil mi? Yoksa bu sizin oraların doğal karakteri mi? Türk askeri kendisine ateş açana cevap vermesinmiş! Mektubun yine önemli bir bölümü ölüme karşı özenle seçilmiş kelimeler. Okuyan sanır ki, Erdoğan’ın isteği hiç kimsenin ölmemesi, barış olması. Ama öyle değil... Bakın Erdoğan’ın bahsettiği ölüm, silahsızlanma ve barış nasıl bir şey? “Kimse ateş etmesin kimseye... Hiçbir gerekçeyle... Hatta kendini savunmak için bile...” “Ben kimseyi kınamıyorum, ben kimseye sövmüyorum, ben bu işin tamamını sevmiyorum... Kimseyi haklı bulmuyorum... Kimseyi haksız bulmuyorum...” Tam “Karaman’ın koyunu sonra çıkar oyunu” misali, barış kelimelerinin ardından gelene bakın siz. Ne demek istemektedir Erdoğan? Mesela bir terörist grubu Türk karakoluna saldırdığında bizim jandarma erimiz kendini savunmak için bile ateş etmeyecektir! Neden? Yılmaz Erdoğan “bu işin tamamını sevmiyormuş” da ondan! Sonra? Ben kimseyi kınamıyorum ne demektir? Mesela terörü kınamamak mı! Mektup dili değil terör dili Bakın yan yana iki cümle nasıl da ustalıkla yazılmış: Birinci cümle Türk ordusuna yönelik: Kimseyi haklı bulmuyorum! İkinci cümle ise PKK tarafına: Kimseyi haksız bulmuyorum! Erdoğan, mektubunun duygusal bir çığlık olduğunu lanse edip insanların duygularına seslenmeye çalıştığının propagandasını yapıyor. Yani klasik duygu sömürüsü. Ama mektubu, duygusal açıdan son derece zayıf, Türkçesi de duygulardan bahsederken son derece kötü. Açıkçası mektup bu haliyle kötü bir müsvette. Ama Erdoğan güzel bir bildiri yazmış. Duygusal olmayı beceremese de terör propagandası yaparken Türkçeyi iyi kullanmış doğrusu. Yanyana kullanılan her cümlenin biri Türklere, diğeri Kürtlere. Ya şu sözlere ne demeli... “Her çirkin kelimenin yanına bir tane iyisini eş edeceğiz. ‘Acı’nın yanına ‘şifa’, ‘zor’un yanına ‘çaba’, ‘intikam’ın yanına ‘bağışlama’...” Terörün vurduğu bir şehit asker ailesinin acısını hangi şifayla dindirmeyi düşünüyor Erdoğan? Zor’un yanına çabayı koyarak... Yani: Türkiye zor olanı yapacak ve terör örgütü ile barış masasına oturma çabasını gösterecektir... Bizim yorumumuz değil bu, intikamın yerine bağışlamayı koymaktan bahsetmek elbet boşa değil! Neden dağa çıkmış şu adamlar! Erdoğan bildirisinde bol bol dil teorisi yapmış. Daha alfabeyi bile bulamamış “köklü bir medeniyet”ten geldiği için bunda pek başarılı değil. Ama hakkını yememek lazım. Kendini iyi geliştirmiş. Dilin nasıl terör propaganda aracı olarak kullanılacağının güzel bir örneğini sunmuş bizlere. Erdoğan’ın dilinin incelikleri bu kadar değil tabi... “Yazgı birini kışlaya birini dağlara götürmüş.” Ne kadar hoş değil mi? Her şeyin sebebi yazgı... Aslında biraz mert delikanlı olsa da şunu açıksa söylese isterdik, ama onların oralarda delikanlılık ancak dizilerde, oyunlarda olur. Kışlanın karşılığı asker, dağın karşılığı gerilladır. Ama bunu söylemez açıkça. Neden söylemez çekindiğinden mi sizce? Elbet hayır. Zaten Erdoğan hiçbir zaman Kürtçülük yapmaktan çekinmedi ki! Nedeni Türklere yönelik bir mektubun dilinin daha sinsice olması gerektiğinden. Biliyor Türklere hitap ederken gerilla demesi biraz tepki alır. O nedenle dağ diyor. Yahu bir de şu gariban Türklere anlatsa bu adamlar neden dağa çıkmış! Merak etmeyin onu da açıklar kendince. Şimdilik yazgı diyor. Ama biraz daha açılsa size haklılıktan bahseder. Devletin baskısından, yoksulluktan, adaletsizlikten dem vurur. Hem dikkat edin seçtiği kelime bile olumlu: Yazgı. Onların dağının yerine biz de hemen karşıtlarını koyalım, senin bahsettiklerin teröristtir ve insanlar yazgıları öyle olduğu için terörist olmazlar! Terörün, hele bölücü terörün, hele bu coğrafyada daha farklı sebepleri vardır: CIA, Pentagon, MOSSAD gibi. Böl bölebildiğin kadar! CIA parayı bastırmakta ve terör örgütü kurup Türkiye gibi ülkeleri parçalamak istemektedir... Nasıl mı? Bakın buna da çözümü var Erdoğan’ın. Parantez içine almış ve şöyle yazmış “Hem belki diğer dişlerini de yaptırmasına yardım edebiliriz şu tek dişli, tek taşlı medeniyetin... BİZ’i düzeltirsek herkesi düzeltiriz.” Yani? Bu tek milletli, tek dilli, tek kültürlü “üniter ulus devletin” yerine, çok dilli, çok milletli, çok kültürlü bir devlet kurabiliriz... Artık federasyon mu olur, özerklik mi, bağımsızlık mı o kadar ayrıntısına girmiyor Erdoğan... Ne de olsa bu terör bildirisinin sınırlarını aşar. Eğer ilerde terör teorisyeni olmak ister kitap yazarsa ona da girer elbet. Ama bazı ipuçları da vermiyor değil. Mesela Kürtçe yetmiyor. Ne diyor? “Süryanice var, Keldanice var, daha araştırırsak bulacaklarımız var.” Yani Erdoğan “Kürdistan”la yetinmek istemiyor. O nedenle ona bir Kürt bölücüsü dememek gerekir? O bir CIA bölücüsüdür. CIA nasıl Türkiye’den bilmem kaç tane ülke bölüp koparmak istiyorsa, Erdoğan da aynı dili konuşmaktadır!.. Son olarak Erdoğan’ın terör bildirisinde bir dil ustalığını daha takdir edelim... Kürtçünün tiyatrosunda gülen, şehit evinde ağlar </span> Erdoğan yalvarmaktadır bu şiddetin durması için ama kime? İki tarafa birden. Bakın şöyle bitiriyor mektubunu: “Yalvarırım... Durun! Durdurun!” Durun ve durdurun... İkisi de çoğul çağrı kelimeleri. Yani birden fazla kişiye yönelmiş. Yani biri Türk Ordusu, diğeri PKK... Erdoğan PKK’ya dur kardeşim, şu terörü durdur demiyor. Diyemez de... Daha doğrusu demez de... Çünkü onun niyeti terörü değil Türk Ordusu’nu durdurmak. Yılmaz Erdoğan gibi Kürtçülerden bunu beklemek de biz Türkler için saflık olur. Ama en azından bu bildiriyi okuyan Türklere saflarını net belirlemeleri, tuzaklara düşmemeleri, saf olmamaları çağrısında bulunmalıyız. Gördüğünüz gibi Kürtçünün en duygusal mektubunda bile PKK’ya dokunulmamaktadır. Soyut barış çağrılarının altında ise Türk Ordusu’na yönelik bir savaş suçlaması gizlenmektedir. Geçtiğimiz yıl “Türk Kürt dizisi izlemez” derken tam da bunu kastediyorduk. Bunların dizileri, tiyatroları, müzikleri hepsi bağımsız Kürdistan’a giden yolun üzerindedir. Buralarda güçlenmektedirler... Buralarda saf olursanız geri dönüşü olmaz. Mesela Yılmaz Erdoğan’ın tiyatrosuna, “siyasi bir şeyi yok, Kürtçülük de yapmıyor tiyatroda” diye bakamayız. Bir Kürtçünün en apolitik faaliyeti bile sonuç itibariyle Kürtçülüğü güçlendirir. Gidip Erdoğan’ın tiyatrosunda gülen Türkler, terörle mücadelede şehit olan askerlerimize gülmektedirler bir anlamda. Kürtçünün tiyatrosunda gülmenin bedeli Kürtçünün vurduğu asker evlerinde ağlamaktır. Kimileri saflıktan, kimileri iyi niyetten, kimileri dangalaklıktan... Bizim de dağlarımız, gerillalarımız vardır Bu arada dil konusuna biz de girelim... Dil elbet tarafsız değil. Ama bizim sol literatürde gerillanın ve savaşın kutsal bir anlamı vardır. Savaş, emperyalizme karşı verilen mücadeledir. Gerilla ise emperyalizmle mücadele eden savaşçıdır. Dağa çıkmak zalime baş kaldırmaktır. Tüm bu güzel kelimelerin Kürtçe karşılığına bakın bir de... Amerikan çıkarları için, CIA parasıyla bölücülük yapmak ne zamandan beri gerillacılık oldu? Alın size bir örnek... Bir yanda Fidel! 80’inde! Hâlâ gerilla üniformasıyla. Hâlâ emperyalizmle savaşıyor. Bir de şu Amerikan itlerine bakın. Barzani, Talabani, Apo... Biz Kürtçü bildirilere kanacak kadar saf değiliz. Bugün hasta yatağındaki Fidel’in iyileşmesi için dua ederken, itlerin gebertilecekleri günleri bekliyoruz... Çok yaşa Fidel, kalbimiz seninle... <span style="font-family:Arial Black"></div>
__________________ ne de çok özlemişiz gökyüzüne kansız bakmayı! | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| degil333333, kanadina, guvercin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Güvercin Irkları | SHADOWS | Hayvanlar Alemi | 18 | 14-12-2007 13:28 |
| Güvercin Bakımı ve Gerekli Bilgiler 4 | SHADOWS | Hayvanlar Alemi | 0 | 06-07-2007 04:55 |
| 'Eger' Değil, 'Çünkü' Değil, 'Rağmen' Sevin... | Asi_KIZ | Hikayeler | 5 | 03-04-2007 04:54 |
| Beyaz Güvercin | ¥µ|{§ëL & Å¥§ë | Şiirler | 1 | 03-02-2007 15:01 |
| Fransızların Güvercin Yemekleri | Deep Freeze | Resim Arşivi | 23 | 26-05-2006 13:28 |