Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu

 

Deniz Arcak Biyografisi

Müzik Muhabbetleri icinde Deniz Arcak Biyografisi konusu , 15 Temmuz 1968 tarihinde, hayatının ilk 18 yılını yaşayacağı Ankara'nın Bahçelievler semtinde doğar. Büyük kızları Canan'ın doğumundan 8.5 yıl sonra, aslında bir erkek evlat bekleyen Türkan ve Tuncay Arcak, ikinci ...


Geri Dön   Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu > Karışımtrak Eğlenceyis-i > Müzik Muhabbetleri

Kayıt ol Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14-04-2008, 00:04   #1 (permalink)
Standart Deniz Arcak Biyografisi

15 Temmuz 1968 tarihinde, hayatının ilk 18 yılını yaşayacağı Ankara'nın Bahçelievler semtinde doğar. Büyük kızları Canan'ın doğumundan 8.5 yıl sonra, aslında bir erkek evlat bekleyen Türkan ve Tuncay Arcak, ikinci çocuklarının kız olmasına ilk anda üzülmenin cezasını fena halde çekeceklerinden habersizdir o gün. Çünkü küçük Deniz, hiç de annesinin dizi dibinde oyuncak tencere ve bebekleriyle oynayan hanım hanımcık bir kız olmayacak, yaramazlığın daha çok yakıştırıldığı erkek çocuklarını asla aratmayacaktır. Zavallı Türkan Hanım, bu 'overdose merak'a sahip kızını hiçbir zaman 'koyduğu yerde' bulamaz. Daha poposunda bez olduğu günlerden itibaren pencereden kaçıp kilometrelerce ötede bulunan Deniz'in peşinden koşturduğu günleri, ağlamakla gülmek arası bir sesle anar şimdi... Halbuki nereden bilsin, sonradan 'hiperaktiviteye bağlı konsantrasyon bozukluğu' diye bir rahatsızlık icat olacak, bu tür çocukların da tedavi yöntemlerinin de sayısı giderek artacaktır. Ancak o yıllarda o, 'çocuk nasıl yetiştirilir' seminerlerine katılmakta bulmuştur çareyi, ama çare bulmuş mudur, hayır. Deniz 30 yaşını geçtiğinde bile telefonda konuşurken koltukların üzerinde gezinmekte, bunu yapamadığında, arkadaşlarından sık sık 'ay gına geldi, sallama şu bacağını' azarı işitmektedir. Üstelik büyük kızları Canan sürekli takdir alır, anne-babasının sözünü dinlerken, Deniz okuma yazmayı ilkokul üçte sökerek, her yıl karnesini bilumum kırıklarla doldurarak ve ilkokulda bile hemen her gün disipline gönderilerek büyür. Kendisine sorsanız, hiçbir şey yapmaz aslında, sıkılmaktan başka. Çünkü dersler hiç ilgisini çekmez. Ondan 'bir numara' olacağından emin olan, ancak sık sık hayal kırıklığına uğrayan avukat babası Tuncay Bey'in, 'Kapına idraksiz köpek yazdıracağım' tehditleri de işe yaramaz. Ondaki acayip 'damar pörtlemesi', bugünlere kadar aynen gelir. Ama iyi kalpli bir çocuktur; yalan söylememek, dürüst olmak, insanları sevmek gibi şeyleri öğrenmiştir anne-babasından.Ablası Canan Hacettepe Dişçilik'ten üçüncülükle mezun olduğu yıllarda, Tuncay Arcak küçük kızının avukat olması gibi gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi olmayan hayalini kurmaya devam ediyor mudur acaba? Ulubatlı Hasan ilkokulundan, 'dersleri berbat diye' Ayşe Abla ilkokuluna alınan, sonra tuhaf bir şekilde yedekten TED Ankara Koleji'ni kazanan Deniz o sıralarda, sınıfın 'bir şarkı söylesene' tezahüratlarını karşılamaktadır. Bir ara dansöz, başka bir ara da veteriner olmak istemiş, Ankara Çok Sesli Çocuk Korosu'na katılıp, hocası Muzaffer Arkan'dan hayatının en iyi müzik eğitimini alıp beş sesli aryalar söylemiş, tabii üniversiteyi kazanamamış ve fotoğrafa merak saracağı döneme girmiştir. Babası uluslararası bir şirketin hukuk müşaviri olunca ailecek İstanbul'a taşınırlar ve Deniz, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademi'sinin fotoğraf bölümüne, misafir öğrenci olarak girer. Şirket iflas edince aile Ankara'ya döner ama 'umut dünyası' işte, belki bir baltaya sap olur umuduyla onu İstanbul'da bırakırlar. O yıl, fotoğrafla ilgilendiği, hatta sabahlara kadar karanlık odada kaldığı zamanlar da olur ama daha çok arkadaşlarıyla sokaklarda, parklarda 'deneysel tiyatro' yapmakla, birbirlerinin sırtına tutunup yürümek gibi abuk sabuk şeylerle eğlenmekle geçer zamanı. Şan bölümüne girdiğinde de durum değişmez; koridorda buz pateni eşliğinde Michael Jackson taklidiyle saçmalayan 'zirtoplar korosu'ndadır... Bu bölümün sınavına girerken, tam ona sıra geldiğinde yemek molası verilmiş, molanın bitmesine yakın girdiği tuvaletten çıktığında, tuvaletle bölüm arasındaki kapının kilitlendiğini farketmiştir. O geçiş yolunu bulamazken, '31 Deniz Arcak' diye seslenmeye başlarlar, o ise 'buradayım, buradayım' diye çığlık atsa da yolu bulamaz. Sonunda ona kapıyı açan bölüm başkanı Nihat Şenel, bunu yaptığı için pişman olmuştur herhalde ama kibar insandır, pek belli etmez. Zaten yetenekli bir öğrenci olduğunu teslim eder hep.

Tembelliğin cilt cilt kitabını yazabilir aslında ama şan eğitimi alırken bir yandan da otellerde, barlarda müzikal şarkılarıyla sahneye çıkar. Aynı zamanda tiyatroya başlar, usta oyuncularla workshop'lara katılır, çocuk tiyatrolarında mandalina kılığına girer, Bir İstanbul Masalı, İlişkiler, Hep Aynı Yaygara, Gel de Çık İşin İçinden, Kahramanlar Hep Erkek gibi büyük oyunlarında rol alır. Hepsinde de çok eğlenir. Gerçi Gel de Çık İşin İçinden adlı oyunda, daha teksti bir kere okumuş, hiç prova yapmamışken, bir oyuncu gelmediği için alelacele sahneye çıkarılmış, sen kimsin, ben neredeyim, katil hangisi, şuursuzluğunda rolünü tamamlamıştır ama olsun. Bu tatlı şuursuzluk hali yakışır ona: Her yıl bir konserde mutlaka düşer. Tiyatro sahnesinde sözünü unutup 'ya ben size burada çok güzel bir şey anlatacaktım ama unuttum, halbuki ne güzeldi yazık oldu' der. Yönetmen diğer oyuncuları beş saniye içinde sahneye çıkarmasa koşarak annesinin kucağına oturacak hale gelir. Ama bu durumların 'çok iyi yabancılaşma oldu' diye takdir toplaması ya da bana 'bu röportaj hangi gün çıkacak?' diye sorduktan sonra 'kaçta?' diye devam etmesi gibi 'Hunik durumlar' çoktur hayatında. 'Gerzek suya dal da gel' romanının kahramanı olarak... Geçenlerde Zaga'da sabaha karşı saatlerce 'sadece oturup' çok daraldığında, Bayülgen'den 'Ben serinde bir koşup geleyim mi?' talebinde bulunup takdirlerimizi topladığı gibi... Tuhaf bir adrenalin tutkusu vardır onun, 'námana' kontenjanından. Ama o da çok yakışır. Yaptığı her işte çok eğlenir. Daha doğrusu hiç eğlenmediği bir iş yapmamıştır. Yarışma programları sunar. TRT'de dublaj yapma eylemini ise üçüncü derece rollere kadar ilerlemişken, yol uzak diye bırakır. Altın Anten Yarışması'nda mansiyon aldığı günlerde 'Hayatta popçu olmam' demektedir aslında, çünkü o zaman Türkçe dinlemeyen gençlik grubundandır. Daha çok Chicago, Genesis, Eric Clapton, Beatles dinler, Toto'ya bayılır, Alan Parsons Project'e uçar. Ama büyük konuşmamak lazımdır tabii, 1993 sonunda ilk albümü 'Nerde'yi çıkarır. Onu 1995'te Beyaz Vadi izler. Peki sekiz yıl gibi uzun bir ara vermeden önce 1996'da çıkardığı üçüncü albümünün adı nedir? 'Bir Mola Ver!' Artık bize bir şey demek düşmez. 'Her şeyi ismini yaşar.'Aslında sekiz yıl ara vermez. Hayran olduğu MFÖ'nün hayran olduğu Fuat Güner'ine 'Bana bir albüm yapar mısın?' diye soralı sekiz yıl olmuş ve çalışmalara da o zaman başlamışlardır. Özellikle son dört beş yıl yoğun olarak hazırlanmıştır bu albüme. 'Fuat Abi'nin stüdyosu' ona okul olur, 'nihayet' doğru düzgün bir eğitim yaptırır. Bir duayenle çalışmak farklıdır tabii. Okur, uğraşır, didinir, dersine de çalışır çünkü bu eğitim çok ilgisini çeker, heyecanlandırır. Her şey, eğitim ve çalışmak bile kendi istediği gibi olduğu için 'tadından yenmez.' Ortaya adı da ne ilginç bir şekilde 'Kıpır Kıpır' olan albüm çıkar: Babasının koşa koşa götürdüğü 90 kusür yaşındaki müzik öğretmeni Faik Canselen gibi, Fuat Güner'in de 'Ömürboyu dinlenebilecek bir pop klasiği' dediği... Deniz'e sorarsanız, tevazu sahibi tabii, bunda bir payı yoktur; bu güzel kıyafeti ona giydiren, şarkıları böyle güzel söyleten Fuat Güner'dir. Çok usta bir ressama kendi resmini yaptırmak gibi bir şey olmuştur albüm. Sonuçta bu sekiz yıl, bir gemi olup onu bir yerden bir yere taşımıştır. Şarkı söylemek çok daha zevklidir artık. Şarkı söylemek zaten hep vardır hayatında ama bu diğerleri de olmayacak anlamına gelmez. Müzikle birlikte, onu heyecanlandıran ve tabii eğlendiren her şey olacaktır. Mesela şimdilerde, Elmavizyon kanalına yaptığı Kapsama Alanı adlı programda, her seferinde başka bir meslek sahibi kılığına giriyor; çöpçü, bodyguard, doktor... Eğlenceli değil mi, ne bekliyordunuz? Ama aynı zamanda 'iyi insan olma' çabası da sürüyor. Bir süredir Mevlana'nın Mesnevi hikayelerinin, tasavvufun penceresinden görmeye çalışıyor hayatı. Serinde koşup koşup geliyor yani...
pelinSs isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Etiketler
deniz, arcak, biyografisi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Türkiye +4. Şuan Saat: 13:26.

Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 knight online
site ekle Alexa Toolbar TOPlist Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 24 25 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 79 80 81 82 83 84 85 86 88 89 91 92 93 94 96 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 255 256 259 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 357 358 359 360 361 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 406 407 408 409 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 448 449 455 457 458 459 460 461 462 463 472 478 479 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556