
Mustafa Kemal Atatürk icinde Mustafa Kemal ve Yürüyen Köşk konusu , Köşküm var deryaya karşı Durmaz akar gözüm yaşı Sevdadır her işin başı Var gönül, var git seyreyle Aman gel bana söyle Her yıl olduğu gibi bu yıl da, tatil dönüşünde ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| Köşküm var deryaya karşı Durmaz akar gözüm yaşı Sevdadır her işin başı Var gönül, var git seyreyle Aman gel bana söyle Her yıl olduğu gibi bu yıl da, tatil dönüşünde yolumun üzerinde olan Selçuk İlçesindeki Müze, Kale, Efes Kalıntıları, Meryem Ana Tapınağı uğrak yerlerim arasındaydı. Cırcır böceklerinin seslerinin kuş sesleri ile karıştığı, çam ve kestane ağaçlarının zenginliğinin sergilendiği ormanda, RAVEL’in Bolero’sunu dinlerken “yaşam bu” diyordum keyifle. Ormanlar muhteşemdi, tepeden görülen ova yemyeşildi. Her zaman olduğu gibi, Tanrı nimeti olan bu kutsal güzellikleri korumanın ibadet olduğunu düşünürken, her yıl içimizi acıtan orman yangınlarını da unutmuyordum. İstanbul’a döndüğüm gün, imgelerimin kutsal bahçeleri olan Meryem ana Tapınağının çevresindeki ormanın acımasızca yakıldığını öğreniyordum. Kahroldum, çevremdekilere aldırmadan, gözlerimdeki yaşları silme gereğini duymadan lanetliyordum yapanları. Dudaklarımdan ender olarak dökülen; “elleriniz kırılsın, yok olun, hiç mi acımadınız size yaşam veren ormanlara, kutsal doğaya” sözleri, göz yaşıma karışıyor, içimi yakıyordu... Anadolu insanının; “çok gezen mi, çok okuyan mı bilir?” öz deyişini ve bu öz deyişe kendi yaşam ilkemi ekleyerek kullanmayı severim. “Hem çok gezip hem de çok okuyan çok şey bilir.” sözlerini kendi yaşamımla özdeşleştiririm. Topluma hizmet vermek için gezerken, gezdiğim yerlerle ilgili yapıtları okumayı, bilgilenmeyi, öğrendiklerimi kalemim ve çizgili defterimle paylaşmayı severim. Orman yangınları ile perişan olduğum günlerden bir gün, Yalova’da adeta bir mucize gerçekleşti. Yürüyen Köşk mucizesi… Evet bir mucize. Çıngıraklarla, rengarenk şeritlerle süslenmiş, görücüye çıkan kız örneği iki atın çektiği fayton ile bir bilinmeyene doğru giden ağaçlı yolun iki yanında insanlar piknik yapıyor, kirli temiz, dalgalı- köpüklü demeden denize giriyorlardı. Kıvrımlı yolun bitiminde, Atamızın siyah – beyaz fotoğrafları panolar halinde bizi selamlıyordu. Fotoğrafların üzerindeki tarih; Temmuz- Ağustos 1930’u gösteriyordu. Faytondan inilen yerde, deniz kenarında beyaz boyalı iki katlı tahta bir bina ve yanında bir kolu denize doğru uzanmış, kalın gövdesi ile toprağa sımsıkı sarılmış bir ağaç ilk bakışta göze çarpıyordu… Heyecanla binaya ve yanındaki ağaca doğru yürüdüm. Binanın açılan kapısından içeri girerken heyecanım daha da arttı. Atamız benim girdiğim bu kapıdan içeri girmiş, benim bastığım bu tahtalara basmış, benim tuttuğum kapı tokmağını tutmuş, benim yürüdüğüm tahta basamaklarda yürüyerek terasa ulaşmıştı. “Şahane gözler Şahane”, “Köşküm var deryaya karşı” şarkılarını Safiye Ayla’nın sesinden taş plaklardan şu eskimeyen eski gramofondan dinlemişti. Her şeyden öte, hala güzelliğini koruyan şu koca çınarın altında oturmuş, antika fincanla kahvesini yudumlarken, dalgaların sesini dinlerken bile ülkesi için, halkın geleceği için planlar yapmış, çevresindekilerle bunları paylaşmıştı… Bunları düşünmek bile içimi aydınlattı. Acaba buraları gezen kaç kişi benim gibi heyecanlanmış, kimliğimizi ve özgürlüğümüzü borçlu olduğumuz Mustafa Kemal ATATÜRK’e minnet ve şükranlarını sunmuştu… <div align="center"> </div>Atamız, 19 Ağustos 1929 günü, Termal’e gitmiş, Bursa çevresindeki çiftlikleri ve yerleşim yerlerini gezmiş ve İstanbul’a dönmüştü. 21 Ağustos günü, sabah 9.00'da Ertuğrul yatı ile Dolmabahçe’ den kalkarak Marmara Denizi'nde bir gezinti yapmış ve Yalova İskelesine yaklaşırken, o günün Millet Çiftliği , sonraları, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün açıklarında, sahildeki çınar ağacını görmüştü. Muhteşem görüntüsüne hayran kaldığı ağacın bulunduğu yerde küçük bir köşk yapılmasını istemişti. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün isteği üzerine yapımına hemen başlanan bina 12 Eylül ‘de tamamlanmıştı. ATATÜRK, 1930 yılı Haziran ayında, köşke gelmişti. Köşkte çalışanlar, Atamızdan çınar ağacının köşkün çatısına değen dalını, çatıya ve duvara zarar vermemesi için kesilmesi ile ilgili izin istemişlerdi. Atamız, çınar ağacının dallarının kesilmesine izin vermemişti. İki katlı binanın, tramvay rayları üzerinde biraz ileriye alınmasını istemişti. İstanbul Belediyesinin ilgilileri, tramvay rayları üzerinde binayı, 4.80 metre ileri almışları. Atamız arada bir izliyordu bu işlemleri. Siyah- Beyaz fotoğraflarda sergilenmişti bütün bu olanlar. 24 Temmuz günü başlanan işlem, 8 Ağustos günü tamamlanmıştı. Yalova depreminden beş yıl önce Enstitünün çalışanlarına “İşçi sağlığı ve meslek hastalıkları”nı anlatmıştım. Benden bu konuda yardım isteyen müdürün, Susurluk yolunda bir trafik kazasında yaşamını yitirdiğini gazetelerden öğrenmiş ve çok üzülmüştüm. Köşkün denize bakan bahçesinde çayımı yudumlarken o günleri anımsadım buruk bir duygu ile. ama bir anda içim aydınlandı, YÜRÜYEN KÖŞK’ün öyküsünü ekrandan izlerken. Atam yanımdaydı. Onun yanında da o günün ilkeli aydınları vardı. Ülkemdeki yanlışlıkları, yakılan ormanları, duyarsız, umarsız insanlarla ilgili duygularımı paylaşıyordum onunla. Beni dinlerken düşünceli idi. Ama bir o kadar da kararlı. Türk gençliğine inanıyor ve güveniyordu. O gün 25 Ağustos günü bunları orada, o muhteşem olduğu kadar şanslı çınarın altında çayımı yudumlarken imgeliyordum. Yakınımdan geçen geminin bana ulaştırdığı, tuzlu su damlaları ile ıslanan yüzümdeki göz yaşı damlaları denizin derinliklerinde kayboldu… <div align="center"> </div>Fayton ile dönerken, sohbetimiz sırasında Erzurum'un Hasan Kalesinden olduğunu öğrendiğimiz Fayton sürücüsü Hamdi; “Hocam madem Erzurum’da hekimlik hizmeti verdiniz, size meşhur bir türkümüzü söyleyeyim” diyerek, yanık sesi ile “Erzurum Çarşı Pazar, Sarı gelin” türküsünü söylemeye başladı, elindeki kırbacını keyifle sallayarak… Şarkıya eşlik ederken Atamızın gülümseyen mavi gözleri, yaşamımı bir kez daha değerli ve anlamlı kılıyordu… Yıldız TÜMERDEM
__________________ <div align="center">Sakın Düşlerimden Düşme!!! Güneşin Doguşunda Özgür Bırakdıgın Sevda Kuşunu Gün Batımında Kuşbazların Heyecanıyla Bekler Gibisin!</div> | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| kosk, yuruyen, kemal, mustafa |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Mustafa Kemal(ler) | SHADOWS | Fotoğraf Albümü | 3 | 07-01-2008 15:23 |
| Mustafa Kemal'i Sevmek..! | O'nun_Sevdalısı | Mustafa Kemal Atatürk | 5 | 26-05-2007 20:06 |
| Anılarda Mustafa Kemal | masum_kedi | Mustafa Kemal Atatürk | 1 | 25-05-2007 13:32 |
| Mustafa Kemal'in Anlatımı | ®Volkan | Kültür - Sanat - Animasyon Videoları | 4 | 01-12-2006 14:59 |
| Mustafa Kemal'ler Tükenmez! | Davy | Mustafa Kemal Atatürk | 0 | 08-08-2006 13:25 |