Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu

 

Atatürk, Vasiyetini Nasıl Yazdırdı?

Mustafa Kemal Atatürk icinde Atatürk, Vasiyetini Nasıl Yazdırdı? konusu , Türkiye, 1938 yılı sonbaharına tedirginlik dolu bir bekleyiş içinde girmişti. Tedirginliğin nedeni, Avrupa ufuklarını giderek karartan savaş bulutları değil, Dolmabahçe Sarayı’nda tedavisi sürmekte olan Cumhurbaşkanı Atatürk’ün sağlığındaki olumsuz gelişmelerdi. Doktorların ...


Geri Dön   Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu > Kültür & Sanat > Mustafa Kemal Atatürk

Kayıt ol Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 15-11-2007, 21:07   #1 (permalink)
Standart

Türkiye, 1938 yılı sonbaharına tedirginlik dolu bir bekleyiş içinde girmişti. Tedirginliğin nedeni, Avrupa ufuklarını giderek karartan savaş bulutları değil, Dolmabahçe Sarayı’nda tedavisi sürmekte olan Cumhurbaşkanı Atatürk’ün sağlığındaki olumsuz gelişmelerdi.
Doktorların ‘deniz havasının iyi geleceği’ yolundaki tavsiyeleri üzerine alınan Savarona Yatı’nda 54 gün geçiren Ata’nın sağlığı düzelmek şöyle dursun, büsbütün kötüleşmiş, bunun üzerine bir gece yarısı gizlice Dolmabahçe Sarayı’na nakledilmişti. Yorgunluk ve halsizliğin yanı sıra karnındaki asidin (suyun) gün geçtikçe çoğalması, nefes almasını bile güçleştiriyor, çektiği ıstırap yüzünden belli oluyordu.
Atatürk, karnında biriken suyun alınmasında ısrarlıydı, doktorları ise bunun ölümle sonuçlanabilecek bir operasyon olmasından endişe ediyorlardı. Ama Atatürk tüm bu olasılıkları göze almıştı. Üçüncü kez İstanbul’a çağırılan Profesör Fissenger de onun isteğini kabul edince, bu güç ameliyatın yapılmasına, karnın delinerek suyun alınmasına karar verildi... Atatürk, bu güç operasyonu sonuçlarıyla birlikte kabul etmişti; ama bir aksilik olursa ölebileceği düşüncesiyle vasiyetnamesini hazırlamaya karar verdi.
Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak, güneşli bir sonbahar sabahı Ata’nın odasına girerken ne için çağırıldığını bilmiyordu. Ata yatıyordu; onun geldiğini fark edince oturması için yer gösterdi. Önce yurt ve dünyadaki gelişmeleri sordu. Bundan sonrasını, onun ‘Atatürk’ten Hatıralar’ adlı eserinden birlikte okuyalım:
“... Anlatacaklarım bitince sağ elini bana doğru uzattı. Doktorlar kati lüzum olmadıkça kuvvet sarf etmesini yasakladıkları için hareketlerine yardım ediyorduk. Elini tuttum, doğruldu. Yatağın içine bağdaş kurarak oturdu. Birkaç dakika yine denize ve karşı kıyılara baktı. Belliydi ki heyecanını yenmeye çalışıyordu. Gözlerini bana çevirdiği zaman uzun kirpiklerinin ıslandığını fark ettim, sonra başını öne eğdi ve konuşmaya başladı: ‘Bu yolda konuşmak, benim için de senin için de ağır bir şey, ama başka çaremiz yoktur, konuşmaya mecburuz çocuk! Hani seninle ara sıra bir işimizden bahsederdik. Hatta bunun için bir de hususi kanun çıkarılmıştı. Şu vasiyetname meselesi. Bugün, yarın o işi bitirmeliyiz. Nasıl olsa bir gün karnımdan su alınacaktır. Ne olur, ne olmaz. Bağırsaklardan biri delinebilir, başka bir arıza olabilir, ihtiyatlı olalım...’
Gerçekten de bunu beş altı seneden beri ara sıra görüşüyorduk. Ne bileyim, taşıdığı manadan dolayı olacak böyle bir vesika tanzimine bir türlü elim varmıyordu ve her konuşuldukça bir vesile ile ileriye atıyordum. ‘Hani seninle ara sıra bir işimizden bahsederdik’ sözleriyle Atatürk bunu işte bunları hatırlatıyordu...
‘Emrinizi sırf öteden beri düşündüğümüz bir şey olmak itibariyle dinliyorum. Yoksa buna şimdi hiç lüzum yoktur. Yapılacak şey gayet basit bir ameliyedir. Buyurduğunuz tehlike katiyen varit değildir...’
Ben konuşurken o heyecanını yenmiş, kendine tamamen hakim olmuştu. ‘Her ne ise’ dedi, ‘Şimdi lüzum meselesini bırakalım da bunu behemehal yapalım. Mal olarak ne varsa derhal bir listesini yapıp bana getir...”
Atatürk, daha 1937 yılında kendi kurduğu ve geliştirdiği çiftliklerini millete bağışlamıştı. Bu bağış, Ankara’da Orman Çiftliği, Yalova’da Millet ve Bahçeci çiftlikleri, Silifke’de Tekir ve Şövalye çiftlikleri, Dörtyol’da Basamak çiftliği ile Portakal Bahçesi, Tarsus’ta Piloğlu Çiftliği’nden oluşuyordu.
Ata, 1938’de de Bursa kaplıcalarındaki 34 bin liralık hissesini ve otel bahçesine bitişik köşkü Bursa Belediyesi’ne, Ankara’daki hipodrom ve stat çevresindeki arsalarla çarşı içindeki bir oteli Ankara Belediyesi’ne, Ulus Basımevi ile bir arsayı da CHP’ye bağışlamıştı.
Soyak’tan tespit edilmesini istediği liste, kişisel servetinden oluşuyordu. Bunlar, Türkiye İş Bankası kurucu ve nama yazılı hisse senetleri, Maden Kömürü T.A.Ş. senetleri, bankadaki bir miktar para, Çankaya’daki ev ve eşyalarından oluşuyordu.
Hasan Rıza Soyak mal varlığı listesini hazırlayıp getirdiği zaman, Atatürk’ü heyecanını yenmiş bir halde buldu. Atatürk ona, vasiyetnamenin esaslarını dikte ettirdi; “Bunu hemen vasiyetname haline getirelim” dedi ve bir uyarıda bulundu. “Ev halkının [sarayda yaşayanlar için Atatürk bu deyimi kullanırdı] vasiyetnameden haberi olmasın!”
Hasan Rıza Soyak, bu güç görevin üstesinden gelebilmek için hukukçulara danışma gereğini duydu. Ama bunu da gizlice yapması gerekiyordu. Aklına, Atatürk’ün de yakından tanıdığı, sevip takdir ettiği Kocaeli Milletvekili Selahaddin Yargı geldi. İki arkadaş Osmanbey’de bir kahvehanenin terasında buluştular. Vasiyetnamenin maddelerini Atatürk’ün istediği şekilde hazırlayıp kağıda döktüler. Aldıkları ortak kararla, vasiyetnameyi Atatürk’ün kendi eliyle yazıp kapalı bir zarf içinde notere teslim etmesi tavsiyesinde bulunmaya karar verdiler.
Soyak, vasiyetname hazırlandıktan sonra konuyu Ata’nın doktorlarından Prof. Neşet Ömer İrdelp’e açtı. Ev halkının telaşlanmaması, konunun yayılmaması için getirilecek noter, İrdelp’in eski bir doktor arkadaşı olarak tanıtılacak ve sözüm ona konsültasyon için gelmiş olacaktı.
Vasiyetnamenin verileceği noter olarak Beyoğlu 6. Noteri İsmail Kunter seçildi. Hasan Rıza Soyak anılarında, Kunter’i Selahattin Yargı’nın tavsiye ettiğini belirtirken, Son Posta Gazetesi, noterin bizzat Atatürk tarafından seçildiğini öne sürmektedir. Gazetede Ata’nın ölümünden sonra yayınlanan habere göre Atatürk, vasiyetnamesini teslim edeceği noteri seçmeden önce soruşturma yaptırmış, neticede İsmaail Kunter’i uygun görmüştü. Kunter’in daha önce İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Başkanlığı, temyiz üyeliği gibi görevlerde bulunması ve bu görevlerde gösterdiği liyakat, seçilmesinde önemli rol oynamıştı.
Hasan Rıza Soyak, hazırladığı vasiyetname taslağını getirdiğini söyleyince Atatürk’ün cevabı, “Derhal yazalım, kapıyı kapa, kimse içeri girmesin” oldu. Doğrulup yatağın içine oturdu, önüne ayaklı yemek tablasını aldı ve yazmaya başladı.
Yatağın başucunda, ayakta, heyecan ve üzüntü içinde onu izleyen Hasan Rıza Soyak anılarında, “Çok sakindi. Arada bir yazdıklarına da göz atıyordum, hem yazıyor, hem de bazı kelimeleri değiştiriyor, cümleleri manalarına halel [zarar] gelmeden kısaltıyor ve sadeleştiriyordu” diyor. Soyak, Atatürk’ün yaptığı değişiklikleri şöyle özetliyor:
“Çok ince düşünüyordu. Mesela bir maddede kendilerine aylık bağlanmasını vasiyet ettiği hanımlardan beşinin soyadları yazılı idi, yalnız Bayan Afet’in soyadı yoktu. O, ailesinin soyadını kullanmıyordu. Başka bir ad da almamıştı. Bunu görünce diğerlerinin de soyadlarını yazmadı. Yine aynı maddede ‘vefatlarına kadar’ ibaresi vardı. Bunun yerine ‘yaşadıkları müddetçe’ kaydını koydu. Ona göre yaşamak esastı.
Hemşiresinin Çankaya’da oturduğu eve ait maddede ‘ikametine müsaade edilecektir’ deniliyordu. Bunu ‘emrinde kalacaktır’ şeklinde değiştirdi. Dakikalar geçtikçe heyecanım artıyordu. Bu tarihi hadisenin tek şahidi olmak düşüncesi beni sarsıyordu. Tıkanacak, düşecek gibi oluyordum. Belki biraz da kendime nefes almak imkanını vermek için mırıldandım: ‘Yoruldu iseniz bırakınız, birkaç saat sonra devam edersiniz...’. Sakin, fakat kati cevap verdi: ‘Hayır, hayır başladık, bitirelim.”
Atatürk’ün 6 maddeden oluşan vasiyetnamesi, kız kardeşine ve manevi kızlarına bin ila yüz lira arasında değişen aylık bağlanmasını öngörmekteydi. İkinci maddede yer alan “Rukiye ile Nebile’ye şimdiki 100’er lira verilecektir” ifadesinden, bu iki kişinin halen bu parayı almakta oldukları izlenimini doğuyordu.
“İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek öğrenimlerini bitirmeleri için muhtaç oldukları yardım yapılacaktır” maddesi, vasiyetname açıklandığı zaman şaşkınlık yarattı. İnönü’nün çocuklarını okutabilecek malî gücü bulunduğu ileri sürenler oldu. Oysa o sırada İnönü, Ankara’da ağır bir safrakesesi rahatsızlığı geçiriyordu. Atatürk, İnönü’nün ölümü halinde çocuklarının ortada kalmaması için vasiyetnamesine bu maddeyi yazmıştı. Kimi kaynaklara göre de vasiyetnamenin yazışışı sırasında Ata’ya İnönü’nün koma halinde olduğunu söylemişlerdi, o da bunun etkisiyle çocukları vasiyetiyle himaye altına almıştı...
Vasiyetname açılıp okunduğu zaman, bazı gözler orada bir isim daha aradı, ancak bulamadı. Atatürk, bir süre evli kaldığı Latife Hanım’a herhangi bir şey bırakmamıştı. Ata bilemediğimiz bir nedenle bunu yapmış olabilirdi, belki de ailesinin zengin oluşu nedeniyle Latife Hanım’ın aylık bağlanmasına ihtiyacı olmadığını düşünmüş olabilirdi.
Karaköy’de Toptaş Hanı’nın alt katında çalışmakta olan Beyoğlu 6. Noteri İsmail Kunter, 6 Eylül 1938 günü saat 11.10 sıralarında telefonla Dolmabahçe Sarayı’na davet edildi. Çağrı acildi ve görev için gerekli evrakları da alarak gelmesi istenmişti. Saray kapısındaki görevlilere, Atatürk’e yapılacak konsültasyon için Prof. Neşet Ömer İrdelp’in bir doktor arkadaşının geleceği bildirilmişti. Bu yüzden hemen içeri alındı...
Soyak’ın anlatımına göre Ata, yataktan kalkmış, traş olmuş, yıkanmış, ipek bir pijama ve ipekten koyu kırmızı ropdöşambr giymiş, boynuna vişne renginde bir eşarp bağlamıştı. Deniz tarafındaki pencerelerin önüne koydurduğu şezlonga oturmuş, sigara içiyordu. Konuğunu görünce, “Buyursunlar” diyerek üçüne de karşısında yer gösterdi, konuklar oturdular.
Atatürk, noter İsmail Kunter’le bir süre sohbet etti. Kahvelerin içilmesinden sonra noter Kunter, bir soru sormak için izin istedi ve izin verilmesi üzerine neden çağırıldığını sordu. Bunun üzerine Atatürk, önündeki sigara masasının üzerine koyduğu zarfı ona uzattı; “Bu benim vasiyetnamedir. İcap ettiği zaman lütfen kanuni muamelesini yaparsınız” dedi.
İsmail Kunter hemen bir tutanak hazırlayarak Atatürk’e, tanık olarak da Hasan Rıza Soyak ve Prof. Neşet Ömer İrdelp’e imzalattı. Tutanağın bu bölümünde şöyle deniliyordu:
“Davet sebebini kendilerinden sorduğumda (kendi elimle yazıp zarf içine koyduğum vasiyetnameyi size tevdi ediyorum. Bu vasiyetnamenin muhafazasını ve kanuni hükümlerinin yerine getirilmesini isterim) buyurdular. Bana kapalı olarak verilen zarfı alırken Neşet Ömer İndelp ve Hasan Rıza Soyak hazır bulunuyorlardı. Zarfı muhafaza için aldım ve bu zabıt varakasını tanzim ederek vasiyetnameyi tevdi eden ulu önderimiz Atatürk’e hazır bulunanlara imza ettirdim. Ve ben de altını mühürleyerek imza ettim.
6 Eylül 1938, Gündüz saat:12.30”
Atatürk’ün 5 Eylül 1938 günü Dolmabahçe Sarayı’nda kendi eliyle yazdığı, ölümünden sonra 28 Kasım 1938 günü Ankara’da Üçüncü Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliği’nce açıklanan vasiyetnamesinin metni şöyledir:
Dolmabahçe, 5-IX-1938
Pazarertesi
Malik olduğum bütün nukut (para) ve hisse senetleri ile Çankaya’daki menkul ve gayrimenkul emvalimi (ev, dükkan, tarla gibi taşınamayan mallar) Halk Partisi’ne atideki (ilerideki) şartlarla terk ve vasiyet ediyorum:
Nukut ve hisse senetleri şimdiki gibi İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.
Her seneki nemadan (faizden) bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça (yaşadıkları müddetçe), Makbule’ye ayda bin, Afet’e sekiz yüz, Sabiha Gökçen’e altı yüz, Ülkü’ye iki yüz lira ve Rukiye ve Nebile’ye şimdiki yüzer lira verilecektir.
Sabiha Gökçen’e bir ev de alınabilecek para verilecektir.
Makbule’nin yaşadığı müddetçe Çankaya’da yaşadığı ev de emrinde kalacaktır.
İsmet İnönü’nün çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç oldukları yardım yapılacaktır.
Her sene nema’dan (faizden) mütebaki miktar yarı yarıya Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.”
K. Atatürk
__________________
<div align="center">Sakın Düşlerimden Düşme!!! Güneşin Doguşunda Özgür Bırakdıgın Sevda Kuşunu Gün Batımında Kuşbazların Heyecanıyla Bekler Gibisin!</div>

Mè£odî isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Etiketler
yazdirdi, nasil, vasiyetini, ataturk


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ATATÜRK Nasıl Öldürüldü ? SHADOWS Mustafa Kemal Atatürk 16 17-08-2008 06:27
Kültür Bakanlığı'nın Hazırladığı Atatürk Albümüne, Fotoğraflardaki Sigara Bilgisayar Teknikleriyle Silinmiş Olarak Yansıdı. Peki Atatürk'ün Sigarası Silinmeli Mi? nunu25 Türkiyeden Haberler 1 12-01-2008 22:35
Atatürk İlkeleri, Atatürk’ün Siyasi ve Askeri Kişiliği (Konferans Metni) GECEM_EFSUN Mustafa Kemal Atatürk 0 15-09-2007 14:50
Atatürk's Adress To Turkish Youth(Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi) SHADOWS İngilizce 0 29-08-2007 22:18
ATATÜRK GELECEĞİ Mİ GÖRÜYORDU?, Atatürk'ün Kehanetleri gökkuşağı Mustafa Kemal Atatürk 1 07-11-2006 17:36


Türkiye +4. Şuan Saat: 12:30.

Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 knight online
site ekle Alexa Toolbar TOPlist Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 24 25 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 79 80 81 82 83 84 85 86 88 89 91 92 93 94 96 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 255 256 259 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 357 358 359 360 361 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 406 407 408 409 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 448 449 455 457 458 459 460 461 462 463 472 478 479 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556