Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu

 

Cumhuriyet Tarihinin İkinci Adamı

Mustafa Kemal Atatürk icinde Cumhuriyet Tarihinin İkinci Adamı konusu , Cumhuriyet Tarihinin İkinci Adamı Türk siyasi tarihinin fenomenlerinden İsmet İnönü, Cumhuriyet tarihinin "İkinci adam"ı olarak bilinir. "Birinci adam" Mustafa Kemal'in gölgesi olmamış, daima devamı, uzantısı ve tamamlayıcısı olmuştur. İnönü, "İkinci ...


Geri Dön   Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu > Kültür & Sanat > Mustafa Kemal Atatürk

Kayıt ol Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-11-2007, 17:05   #1 (permalink)
Standart

Cumhuriyet Tarihinin İkinci Adamı


Türk siyasi tarihinin fenomenlerinden İsmet İnönü, Cumhuriyet tarihinin "İkinci adam"ı olarak bilinir. "Birinci adam" Mustafa Kemal'in gölgesi olmamış, daima devamı, uzantısı ve tamamlayıcısı olmuştur.

İnönü, "İkinci adam" idi. Evet!...

Fakat öyle bir "İkinci"ki, "Birinci"nin gölgesi değil. Devamı, uzantısı, tamamlayıcısı....

Falih Rıfkı Atay, "Çankaya"sında şöyle diyor:

"Mustafa Kemal ve İsmet, aralarındaki nispet daima ve ayrıca muhakeme edilmek üzere birbirlerini tamamlıyorlardı. Mustafa Kemal, onun zekasına, faziletine, devlet idaresine güvenmiştir. Nice defalar, (Çocuklar, Çankaya'da rahat ediyorsam, İsmet sayesindedir.) demiştir."

Yakup Kadri Karaosmanoğlu da, Atatürk'ten şu sözleri naklediyor:

"Çocuklar ben ölürsem, İsmet Paşa'nın peşinden gidin." (Ş.S.Aydemir Tek Adam S 472)

Atatürk, ona "Sen Türk milletinin makus (tersine dönmüş) talihini yendin" demiş. O Atatürk'e "Her dar zamanımda hızır gibi yetişirsin" cevabında bulunmuş; O'nun "Tarihte bir eşi daha bulunmayan bir kahraman" olduğu doğru nitelemesini yapmıştır.

Şahsiyetleri birbirine bu ölçüde karışmış, kaynaşmış olan bu iki "Varlık"ın kader tarafından şekillendirilmiş olan ilişkilerinin zaman içindeki akışına bir bakalım:

1881 doğumlu Mustafa Kemal ile 1884 doğumlu Mustafa İsmet'in birbirlerini ilk tanımaları, 1903 yılında Erkan-ı Harbiye Mektebi'nde olmuştur. İkisi de üsteğmendir. Ancak Mustafa Kemal ondan iki sınıf öndedir. Bu okuldaki ilişkileri aşinalıktan daha ileri bir sıcaklık derecesinde olmuştur.

Bundan sonraki karşılaşmaları, ikisi de asker-politikacı genç subay olarak Selanik'te İttihat ve Terakki Partisi toplantısında olmuş, birbirlerine daha çok ısınmışlardır. Yakın tarihimizde "31 Mart İrtica Olayı" olarak anılan "14 Nisan 1909" ayaklanmasını bastırmak için İstanbul'a yürüyen Hareket Ordusu'na iki kolağası olarak katılmışlardır.

Suriye Cephesi'nde birlikteydiler

Selanik'te aynı yıl yapılan İttihat ve Terakki Kongresi'ne katılmışlar, askerin siyasetten ayrlması düşüncesinde birlik olarak önerilerini savunmuşlar, başaramayınca beraberce Partiden ayrılmışlardır. Bundan sonra 1916'da merkezi Diyarbakır'da bulunan 2. Orduda buluşmuşlardır. Mustafa Kemal Ordu Komutanı, İsmet evvela Kurmay Başkanı, sonradan Kolordu Komutanı olarak. Bu cephede Ruslara karşı kazanılan zafer neticesinde Muş, Bitlis geri alınmış ve Mustafa Kemal general rütbesine yükseltilmiştir. 1917 yılında Suriye Cephesi'nde Mustafa Kemal 7. Ordu, Albay İsmet Kolordu Komutanı olarak yine beraberdirler. (Ordu ve kolordu komutanları olarak 20 Eylül 1917'de Halep'ten Başkumandan Vekili Enver ve Sadrazam Talat Paşalara bir rapor göndermişlerdir. Rapor müştereken hazırlanmış ve fakat rütbe mülazahası ile yalnız ordu komutanı Mustafa Kemal tarafından imza edilmiştir. Yazılış tarihinden itibaren Milli Mücadelenin sonuna kadar her olayın zeminini teşkil edecek olan bu rapor son derece önemlidir. Bitmiş, erimiş, çökmüş, çürümüş bir devlet enkazından zinde bir milletin hür bir vatanın nasıl yaratıldığının mucizevi destanı bu rapor okunmadan tam olarak anlaşılamaz.)

Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları Komutanlığı'nda ayrılıp 13 Kasım 1918'de İstanbul'a geldiğinde İnönü birkaç gün sonra ayrılacağı Harbiye Nezareti Müsteşarlığı görevindedir. İki arkadaş devamlı temas ve istişare halindedirler. Anadolu'ya geçişi birlikte planlarlar. Evvela Mustafa Kemal gidecek, sonra onu da çağıracaktır.

"Ben yerleşinceye kadar sen buradan bana yardım edeceksin ve iş başladığı vakit yanıma geleceksin" (Ş.S. Aydemir İkinci Adam C 1, S 124)

On gün sonra Ankara'da

Atatürk, 27 Aralık 1919'da Ankara'dadır. On gün sonra, 8 Ocak 1920'de de İnönü O'nun yanındadır. Bir süre sonra İstanbul'a dönmüş olan İnönü, ikinci ve son defa ve sonuna kadar olmak üzere 9 Nisan'da yine "Birinci"nin yanındadır.

Modern, laik Türkiye Cumhuriyeti'nin inşasında, "Birinci" ve "İkinci" yanyana, omuz omuza, başbaşadırlar. Ta ki 20 Eylül 1937 tarihine kadar.

Bu tarihte Türk milletinin kaderinde sonsuz derecede yıpratıcı ve yaratıcı etkisi olan bu beraberlik ve bütünlük -gönül yakınlığı devam etse de- görev bakımından sona ermiştir.

Sebepleri üzerinde durmadan kronolojik gelişmeyi takip edersek bir akşam evvel sofrada bir tartışma halinde kendini gösteren "itap-sistem" rüzgarı, önceden kararlaştırılmış, Anakara'dan İstanbul'a devam edecek olan bir tren yolculuğunda şiddetini artırarak, Olimpos'un bu iki "mit"ini kaderin ayrı köşelerine fırlatmıştır.

Şevket Süreyya Aydemir, "İkinci Adam"ında bu tren sahnesini şöyle anlatır:

"Özel tren Ankara'dan vaktinde hareket eder. İnönü de beraberdir. Hareketten sonra Atatürk arkadaşlarına (Bizi Paşayla biraz yalnız bırakınız) der. Öyle de lur. Hususi trenin arka salonunda Başbakanla bir müddet başbaşa kapanırlar. Diğer yol arkadaşları sofrada beklemektedirler. Uzunca bir süre sonra evvela İnönü görünür. Fakat yüzünde hususi bir ifade olmaksızın yemek salonundn geçerek kendi kompartımanına çekilir. Sofraya oturmaz. Az sonra Atatürk görünür, sofraya oturur ve sadece bir iki arkadaşına bakarak (Olup bitit) haberini verir. İşte olup biten İnönü'nün Başbakanlıktan ayrılışıdır." (486)

Bir gün sonra, Dolmabahçe Sarayı'nda açılmış olan 2. Türk Tarih Kongresi'ni ikisi beraber aynı locadan takip etmektedirler.

Keşke hiç olmasaydı

İnönü, cebinden çıkardığı küçük bir kağıt parçasına birkaç kelime yazar Atatürk'ün eline sıkıştırır. "Bana hala dargın mısın?" Kısa bir cevap aynı şekilde gelir: "Sana dargın olabilir miyim?" "Bu kağıdı saklayabilir miyim?" "Nasıl istersen..." (Aynı eser 487)

Keşke hiç olmasaydı diye temenni edilecek bu ayrılığa rağmen bu ikili arasındaki sıcak ve müşfik gönül ilişkileri Atatürk'ün ölümüne kadar devam etmiştir.

Atatürk'ün sağlığı hakkında ilk konsültasyon Ankara'da 6 Mart 1938'de yapıldı. İnönü o sırada Başbakan değildi. Fakat Atatürk'ün yanındaydı. Muayene, sirozu bütün vahmetiyle ortaya koymuştu. Doktorlar düzenlenen raporu Atatürk'e okumak istediklerinde o, "Yüksek sesle okuyun, Paşa da duysun" dedi. (Ş.S. Aydemir, Tek Adam C.3 S 551)

Hastalığının ne olduğunu ve yakın ve mutlak neticesinin ne olabileceğini İnönü'nün idrakine duyurmak istemişti.

Atatürk öldükten sonra evraklarını ayıklamak üzere çalışanlar (Nafi Atıf Kansu ve arkadaşları) üstünde "huzur-u ali-yi riyasetpenahiye" (Başbakanın yüksek huzurlarına) yazısı olan birçok zarf buldular. Bunlar "İkinci"nin "Birinci"ye yazdığı mektuplara aitti.

Şükrü Saracoğlu o sıralar İzmir milletvekili ve Büyük Millet Meclisi Başkanı idi. (1948-1950) seçimin yaklaştığı o günler sık sık İzmir'e gelirdi. Son derece tatlı, hoş sohbet, nüktedan, nekre bir halk adamı idi. Derin inanç bağı ile hem Atatürk'e, hem de İnönü'ye bağlıydı, gelişlerinde fırsat düştükçe bizlerle sohbet ederdi.

İşte o sohbetlerden birinde bize anlattıkları:

İnönü, 20 Eylül 1937'de izinli olarak Başbakanlık'tan ayrılmış, 25 Ekim'de de istifasını vermişti. Bu iki tarih arası olan 10 Ekim'de Aydın mıntıkasında Ege manevraları adı altında bir askeri harekat yapılmıştı. 9 Ekim'de Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası'nı açmış olan Atatürk'ün refakatinde hem "izinli" Başbakan İnönü, hem de "vekil" Başbakan Celal Bayar bulunmakta idiler.

"Manevra gününün akşamı" diye anlatmaya başlamıştı Saracoğlu:

"Özel trendeki Atatürk'ün vagonunda o günkü askeri harekatın kritiği yapılmaktaydı. Bir yandan da sofra hazırlığı başlamıştı. Kadehler dolmaya başlayınca İnönü izin isteyerek sofradan ayrıldı. Kendi vagonuna doğru yürümeye başladı. Atatürk, gözlerinden apaçık okunan derin bir hüzünle Paşa'nın arkasından baktıktan sonra bana dönerek: (İyi yapmadık değil mi Saraç? Keşke böyle olmasaydı!) dedi. Zaten ölecek kadar keder duyduğum bu ayrılığın bu derece açık bir pişmanlık ifadesini Atatürk'ten duyunca hemen ayağa kalkarak:

(Bunu kendisine söyleyeyim mi? Atatürk!) dedim. (Söyle!) dedi. Seğirtip birkaç adım atınca (Gel Saraç gel) diye arkamdan seslendi. Dönüp yanına gelince de, (Ben ölünce söylersin) diye fısıltıyla ilave etti."

"Birinci el"den dinlediğim bu anlatışı tarihin hafızasında yaşayacak değerde sayıyorum.

Necip Mirkelamoğlu
__________________
<div align="center">Sakın Düşlerimden Düşme!!! Güneşin Doguşunda Özgür Bırakdıgın Sevda Kuşunu Gün Batımında Kuşbazların Heyecanıyla Bekler Gibisin!</div>

Mè£odî isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Etiketler
adami, ikinci, tarihinin, cumhuriyet


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
KO Tarihinin En Büyük Np Bağışı DheMly-ChaY Knight Online 3 13-01-2008 18:03
Hukuk Tarihinin Bitmeyen Davaları SHADOWS Hukuk 1 03-11-2007 21:22
Cumhuriyet Tarihinin İlk Operası Başkent Sahnelerinde SHADOWS Etkinlikler 0 30-09-2007 18:50
İkinci Cumhuriyet (Fransa) GECEM_EFSUN Dünya ve Türk Tarihi 0 04-09-2007 01:39
Televizyon Tarihinin Unutulmazları peri:) Komik Yazılar 7 23-06-2007 23:23


Türkiye +4. Şuan Saat: 12:27.

Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 knight online
site ekle Alexa Toolbar TOPlist Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 24 25 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 79 80 81 82 83 84 85 86 88 89 91 92 93 94 96 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 255 256 259 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 357 358 359 360 361 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 406 407 408 409 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 448 449 455 457 458 459 460 461 462 463 472 478 479 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556