Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu

 

Bir Devrin Tanıkları : Atatürk Evleri

Milli Unsurlar icinde Bir Devrin Tanıkları : Atatürk Evleri konusu , 1881 yılının bir ilkbahar gününde Selanik'in Ahmet Subaşı mahallesindeki pembe evde bir çocuk doğdu. Adını Mustafa koydular. İlerleyen yıllar içinde adı Mustafa Kemal, Mustafa Kemal Paşa, Gazi Mustafa Kemal Paşa ...


Geri Dön   Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu > Kültür & Sanat > Mustafa Kemal Atatürk > Milli Unsurlar

Kayıt ol Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-02-2008, 19:44   #1 (permalink)
Standart Bir Devrin Tanıkları : Atatürk Evleri


1881 yılının bir ilkbahar gününde Selanik'in Ahmet Subaşı mahallesindeki pembe evde bir çocuk doğdu. Adını Mustafa koydular. İlerleyen yıllar içinde adı Mustafa Kemal, Mustafa Kemal Paşa, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve sonunda Atatürk olarak tarihe yazıldı. Ömrü küçük yaşından başlayarak yokluklar, bitip tükenmeyen çalışmalar, sonra da savaşlar, siyasi mücadeleler, yeni bir devlet kurma, büyük devrim hareketlerini gerçekleştirme uğraşlarıyla geçti. 57 yıllık bir ömür onun gibi bir lider için, hatta dünya için, çok az bir zamandı. Çok gerekli, çok anlamlı, çok heyecanlı olaylarla dolu bu kısacık ömrün Türkiye sınırları içinde geçen günlerinde uzun yıllar oturduğu, kimi zaman yalnızca gecelediği, kimi zaman gün ağarana kadar çalıştığı evlerin birçoğu halen duruyor.
Cumhuriyet'i kurup, Ankara'da yerleşik bir yaşam biçimine kavuşana kadar Türkiye'nin her köşesinde kaldığı evlerden birçoğu, ona duyulan şükran ve saygının bir göstergesi olarak sahipleri tarafından Atatürk'e hediye edildi. Bugün bu evlerin büyük bir kısmı müze oldu.


Atatürk evlerinin çoğu aynı zamanda taihî Türk evlerine de birer örnek. Eski eşyalar, eski resimler, yazılar, kumaşlar bir yerlerde temiz temiz saklanıyor diye insanın yüreği rahat ediyor. Atatürk de evi, ev töresini, ev eşyasını seviyordu. Ama, ömrü boyunca kendi malı olan, ona özgü, kendi zevkine göre ve kendi parasıyla alınmış veya yaptırılmış bir evi olmadı; Ankara, Söğütözü'ndeki en çok 35 metrekare gelen, kendi deyimiyle o 'küçük kuliba'sından başka. Babasının da Selanik'teki pembe evi dışında malı mülkü yoktu. Çankaya'daki bağ evinin duvarlarından birinde asılı duran hediye evlerin anahtarları onu bir süre eğlendirmiş, anılarıyla oyalamıştı; ama hastalığının ilerlediği günlerde, bu anahtarların hemen hepsini bir noter aracılığı ile tapularıyla birlikte bulundukları şehirlere gönderdi. Sahibi hayatta olan evleri de geri verdi. Sahibi artık yaşamayan evleri ise müze veya başka bir kültür işinde kullanılmak üzere hükümete emanet etti.


Atatürk'ün de kendine özgü bazı huyları vardı. Sözgelimi, oturduğu evde bir eşyanın, kendi eliyle koyduğu yer neresiyse orada kalmasını istiyor, değiştirilmesine de öfkeleniyordu. Eşi Latife Hanım'la yaşadıkları küçük aile kavgalarının neredeyse tek nedeni buydu. Oturduğu yerlerde her şeyin ütülü, tertemiz, uyumlu ve zevkli olması gerekiyordu. Rahat etmesi için! Cephede, toplar tüfekler patlarken yarım teneke suyla da olsa, çadırından yıkanmadan asla çıkmadığını bütün arkadaşları bilirdi. Ata'nın bir de "yalnız kalma" ihtiyacı vardı. Ama, bu asla bir sevgisizlikten kaynaklanmıyordu. Zihni hiç ara vermeden üretmekle meşguldü. Fikir, eylem, öneri, bilgi... Bu üretim yoruyordu o genç kafayı. Bir de vazgeçilmez bir huyu vardı: Kendini sorgulamak, hesaplaşmak. Bakımlı bahçeleri, sağlıklı ağaçları, renk renk çiçekleri, açık havayı ve denizi, deniz kenarını çok seviyor ve bu tür mekânlarda bir fincan kahve içtiği zaman mutlu oluyordu. Yanında kitap, defter ve kalemleri olmadan hiçbir evde huzur bulamıyordu.

Evinde bir çalışma masası, kitap dolapları, haritaları, kalemleri mutlaka olmalıydı. Ve de... Bir kara tahta. Konuşulacak, tartışılacak meseleleri o kara tahtada görmek ona her zaman iyi gelirdi. Bu yazı tahtalarının en büyüğü Florya Köşkü'ndeydi. Rengi de kara değil, yeşildi. Bu yeşil tahtanın bir özelliği de elektrikli bir mekânizmayla, istenilen yöne dönmesiydi ve tartışma, konuşma ağırlıklı akşam sofralarında, herkesin tahtadaki yazıları rahatça görmesini sağlıyordu.
Çalışma masaları hemen her zaman büyüktü. Haritalar ve diğer bütün görsel malzeme bu masalarda rahatça açılabilirdi. Çankaya'daki bağ evinin (Eski Köşk) bir özelliği vardı: Atatürk o evin girişindeki kocaman havuzu kaldırtmış ve yerine kocaman bir sofa yaptırmıştı. Bu sofaya bir bilardo masası konuldu. Hemen her akşam, yemekten önce bir saat arkadaşlarından biriyle bilardo oynardı. Bu bilardo tutkusunun insanı üzen, içini acıtan küçücük bir hikâyesi de var: Atatürk aslında yalnız yaşayan, çevresindeki kalabalıklara rağmen, hep yalnız olan bir insandı

Bir gün, "Bazen kendimi öyle yalnız yakalıyorum ki... Uzun saatler tek başıma, kendi kendime bilardo oynayarak bu yalnızlığı unutmak zorunda kalıyorum!" deyivermişti. Bazen de bu sıkıntıyı kalabalıklar, onca anlamsız kalabalıklar içinde de duyuyor ve olduğu yerden, kimseye haber vermeden kaçıyordu. Kendini Söğütözü'ndeki o küçük kulübesinde tek başına bulunca rahatlıyor, dinleniyor, gevşiyordu. Perşembe günlerinin uygun bir saatinde ise o kulübedeki yalnızlığını annesiyle paylaşıyor, annesini anıyor, onun anısına Kuran okutuyordu. Çankaya'daki eski köşkün, sanıyorum onu rahatsız eden tek olayı, köşkte yeterli kitaplık olmamasıydı. Sonraki yıllarda, Cumhurbaşkanlığı Köşkü yapılırken, özellikle istediği şeylerin ne olduğu sorulunca, şu yanıtı verdi Ata'mız: "Ben sadece kocaman ferah bir yemek odasıyla yine kocaman, ferah bir kitap odası istiyorum beyler, o kadar!"

Atatürk, hastalığı sırasında Dolmabahçe Sarayı'nda kaldı çoğu zaman. Ve yaşamı orada sona erdi. Ama bir sultan gibi değil... Sıradan ve çoğu zaman yalnız bir insan gibi. İnsan oradaki günlerini düşünmek bile istemiyor işin doğrusu.

Dolmabahçe'deki saray günlerinin temel konusu onun için, ne saraydı, ne sultanlar gibi yaşamaktı, ne de hastalığı. O en zor günlerinde bile... "Milletim," dedi... "Milletime söz verdim," dedi. "Milletimle bir olmak, birlik olmak" istediğini bildirdi. Hastalığında çektiklerini kimselere belli etmek istemeden gözlerini kapadı gitti.

* Nezihe Araz, yazar
__________________
Çeşitli Konu İçerikleri ve Teknik Destek - Yazılım Vs Vs Alanlarda Sorularınıza Cevap Veremeyeceğim İçin Üzgünüm...

Diğer Yetkili Arkadaşlar Sizlere Yardımcı Olacaklardır...

Saygıyla...





Closed Admin (:
Yetkilerim Kendi İsteğim Dahilinde Alınmıştır...
SHADOWS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Etiketler
bir, devrin, taniklari, ataturk, evleri


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Türkiye +4. Şuan Saat: 16:04.

Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 knight online
site ekle Alexa Toolbar TOPlist Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 24 25 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 79 80 81 82 83 84 85 86 88 89 91 92 93 94 96 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 255 256 259 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 357 358 359 360 361 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 406 407 408 409 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 448 449 455 457 458 459 460 461 462 463 472 478 479 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556