Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu

 

Yeniçerilerde Üniforma Ve Silahlar

Büyük Türk Tarihi icinde Yeniçerilerde Üniforma Ve Silahlar konusu , Yeniçeri kıyafetleri çoğunlukla yünlü giysilerdi. Kafalarına giydikleri börk ve üsküfler en dikkat çekici aksesuarlarıydı. Bu başlıkların ön tarafına küçük tahtadan bir kaşık iliştirilmişti. Bu, Yeniçeri Ocağı'nın yemekle ilgili sembollerinden biriydi. ...


Geri Dön   Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu > Kültür & Sanat > Dünya ve Türk Tarihi > Büyük Türk Tarihi

Kayıt ol Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-08-2008, 20:47   #1 (permalink)
Standart Yeniçerilerde Üniforma Ve Silahlar

Yeniçeri kıyafetleri çoğunlukla yünlü giysilerdi. Kafalarına giydikleri börk ve üsküfler en dikkat çekici aksesuarlarıydı. Bu başlıkların ön tarafına küçük tahtadan bir kaşık iliştirilmişti. Bu, Yeniçeri Ocağı'nın yemekle ilgili sembollerinden biriydi. Subayların yelekleri genelde kürklü olurdu. Sarı çizme giyen subaylar ve ayrıcalıklı birlikler dışında, Yeniçeri askerleri kırmızı deriden çizmeler giyerlerdi. Kemerler ve kuşaklar rütbe sembolleriydi. Bostancı Ocağı'nın 9 rütbe seviyesinin hepsinin ayrı kuşak renkleri vardı. En yüksek seviye olan 1. seviye mavi, 2 beyaz, 3 sarı, 4 mavi ve beyaz, 5 beyaz kumaş, 6 beyaz ipek, 7 siyah kumaş, 8 ve 9 ise düz siyah kuşaklar giyerlerdi.

Osmanlı ordusu silah ihtiyacının büyük kısmını Avrupa'dan alırdı. Her ne kadar Vatikan bu ticareti durdurmak istemişse de Protestan İngiltere ve Hollanda bu ticarete devam etmişlerdir. Osmanlı da karşılığında yüksek kaliteli silah namluları satmıştır.

Yeniçeriler barış zamanı silahsızlandırılırlardı. Sefer hazırlıklarında ise Cebehane'den(Silah deposu) istedikleri silahı alırlardı.

Osmanlı ordusunda başlarda kılıç kullanımı pek yaygın değildi. Daha çok mızrak çeşitleri kullanılıyordu. Ancak yine de Osmanlı kılıçları kendilerine hastılar. Genelde Pers ve İslam geleneğini yansıtan kılıçlar kullanılırdı. Avrupa ordularının aksine Osmanlı kılıçları düz değil hafif eğimliydi. Ancak acemi kılıcı denilen kılıçlar düz yapıdaydılar. Gaddar denilen kılıçlar geniş ve hafif eğimliydiler. Bunlar Pers kökenliydiler. Genelde Levendlerin kullandıkları yatağanların ve düz palaların kökenleri tam bilinmemektedir. Meç, batılı silahlardan esinlenilerek kullanılmıştır. Kesici değil delici bir silahtır. Sadece denizciler ve Macaristan'daki birlikler tarafından kullanılmıştır. Gürz, şepşer, koçbaşı ve teber de yine popüler silahlardandı. Osmanlı ordusu saplı silahlardan da kullanmıştı. Bunlardan en çok bilinenleri harba, tırpan, zıpkın ve balta idi. Bu silahların kullanımının Cenova ve Venedik kolonilerinden öğrenildiği düşünülmektedir ancak Osmanlının ürettiği saplı silahlar daha çok Rusların kullandıklarına benzer.

Yeniçeri ortaları genelde piyade okçularından oluşuyordu ancak sonradan barutlu silahlarla silahlanmaya başladılar. Ancak ok ve yay her zaman ocak için önemli birer sembol olarak korundu. Yeniçerilerin tatar yayı(crossbow) kullanmış oldukları pek bilinmez. Ancak çanra adı altında bu silahın kullanılmış olduğu ortaya çıkmıştır. Yeniçerilerin barutlu silahları kullanmaları Batılıların dikkatini çeken şeydi. Her ne kadar başlarda Yeniçeriler bu pis silahların, temiz görünüşlerini bozduğunu düşünüp istememişlerse de Macaristan Seferi'nde bu silahların etkisini görmüş ve bu silahları kabullenmişlerdir.

Avrupa çakmaklı tüfekler kullanırken Osmanlı ordusu bunları kullanmamıştır. Çünkü çakmaklı tüfekler doğunun tozlu savaş alanlarında hiç kullanışlı değildi. Kolay temizlenen çakmaklı tüfekler 17. Y.Y.'da ortaya çıkana kadar Osmanlı ordusu kendi eski tüfeklerini kullanmıştır. 1645-1669 Girit Seferi'nden sonra tabancalar da kullanılmaya başlanmıştır.
1770 yılında Baron de Tott isimli Macar asıllı Fransız, Osmanlı Ordusu'nu modernleştirmek için davet edilmişti. Beraberinde getirdiği "süngü"yü Yeniçerilere tanıttı. Ancak Yeniçeriler süngüyü kabullenemediler. Çünkü süngü, bireysel savaşan Yeniçeri savaşçısının aksine, mızrak gibi, daha organize ve birliktelik içinde savaşıldığı zaman kullanışlı oluyordu. Yeniçeriler bunu şöyle görmüş olabilirler "savaşçı gibi değil de, robot gibi savaşmak."




(A-B) 16. Y.Y. Türk piyade zırhı. (C) Osmanlı külah miğferli tam piyade zırhı (D) Kolluk (E) Omuz ve boyun muhafazası (F) Kıncal(Kafkas hançeri) (G) Şimşir (H) Yatağan (I) Türk eski tüfeği (J) Kafkasya çakmaklı tüfeği (K) Türk çakmaklı tüfeği (L) Türk çakmaklı tabanca (M) Arnavut çakmaklı tabanca (N) Kapsül haznesi (O) Kürt barut kabı (P) Türk barut kabı (Q) Savaş Baltası (R) Tören baltası (S) Tırpan (T) Nacak (U) Bıçak (V) Arnavut hançeri
__________________
Gökyüzünde değilsin yalnız
Bir yanın ay bir yanın yıldız
Efsaneler yerde sürünsün
Kartalım göklerde süzülsün

Beşiktaşlıyız Beşiktaşlı
Anlayamaz kimse bu aşkı
Bekçisiyiz Kopsa Kıyamet
Siyah beyaz bize emanet !

Sen neredeysen oradayız biz
Ne dağlar engel ne de deniz
Sonunda ölüm bile olsa
Son nefeste bilki senleyiz
AnKaRaLiM isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Türkiye +4. Şuan Saat: 06:24.

Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 knight online
site ekle Alexa Toolbar TOPlist Message Board Statistics