Bizim Evin Halleri icinde Bizim Evin Halleri Setinde Söyleşi !! konusu , Oyuncularla Sette Bir Söyleşi Katılanlar: Beyhan SARAN, H. Gülşen IRMAK, İpek ÇEKEN, Mehmet ULUSOY Tiyatro hayatın/hayatınızın neresinde? Beyhan SARAN : Tam ortasında. H.Gülşen IRMAK : Ve her tarafını kaplıyor. B.S. ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| Elit Üye ![]() Üyelik tarihi: 29-09-2007 Bulunduğu yer: AnKaRa Yaş: 24
Mesajlar: 3.972
Tecrübe Puanı: 54 ![]() ![]() ![]() ![]() | Oyuncularla Sette Bir Söyleşi Katılanlar: Beyhan SARAN, H. Gülşen IRMAK, İpek ÇEKEN, Mehmet ULUSOY Tiyatro hayatın/hayatınızın neresinde? Beyhan SARAN : Tam ortasında. H.Gülşen IRMAK : Ve her tarafını kaplıyor. B.S. : Tiyatroyla yatıp tiyatroyla kalkıyoruz.TV dizileri olsun tiyatrodaki oyunlarımız olsun bunlar hep birbirine bağlı görevler. Hatta radyo olsun.Radyoda da “Arkası Yarınlar”,“Radyo Tiyatroları” bunlar paralel işler. Bu nedenle bu yoğunlukta dostluk, ahbaplık zor oluyor. Birbirimize, yakınlarımıza bile gidip gelemiyoruz.Gerçekten tiyatro bütün zamanımızı alıyor. İpek ÇEKEN : Hayatım tiyatronun içinde desek daha doğru olur. İşimin yöneticilik boyutu ile ilgilenmeye başladığımdan bu yana sosyal ve özel yaşamımın kalmadığı göz önünde bulundurulursa, kısaca hayatımın bütününü kapsıyor diyebilirim. H.G.I : Tiyatro öyle bir meslek ki hayatın aynası.İşimiz bitip de eve geldiğimizde “Tamam işim bitti, eve geldim.” duygusunu yaşama imkânımız yok.Çünkü her yaşadığımız, gözlemlediğimiz olay, durum, davranış bizim mesleğimize katkıda bulunacak bir şeydir.Her duyguyu sonuna kadar yaşamak, her olayı sonuna kadar takip etmek bu anlamda işimize katkıda bulunacağı için ister istemez hayatımızın tümünü kaplıyor. B.S. : Güzel bir tesadüf, eşim tiyatro sanatçısı. Dolayısıyla bu konular, bu içtenlik evde de devam ediyor, yani hayatımızın tümünü tiyatro alıyor. Tiyatro hayatın neresinde? B.S. : Sanıyorum çok kenarında.Maalesef tiyatroya gitmek ülkemizde bir alışkanlık hâline gelemedi. Gerçi gerek özel, gerek devlet tiyatroları, gerekse belediye tiyatroları çok sayıda oyun sahneliyor ama hâlâ lüks olarak kabul ediliyor. Gerçi devlet tiyatrosunun biletleri çok ucuz, sinemadan ucuz, buna rağmen alışkanlığımız yok.Biraz da televizyonun etkisi var.Tv’de çok sayıda dizi ve film var. Bunlar arasında izlenmeye değer olanlar da var ama, tiyatroya ilgi yeterince yok. Toplumun tiyatroya ilgisini yeterli buluyor musunuz? Yeterli bulmuyorsaniz bu ilgi azlığını nelere bağlıyorsunuz? Mehmet ULUSOY : Bunun birçok nedenleri olabilir.Ben iyi oyunlar sahnelendiğinde seyircinin oyunlara geleceğine inanıyorum. Bunun dışında ekonomik sorunlar da var. İzleyicinin bir tiyatroya gelebilmesi için bayağı büyük bir harcama yapması gerekiyor. Bu da tabi etkiliyor.Gelir düzeyi düşük ailelerde tiyatroya karşı ilgi az. G.I. : Ben biraz tembelliğe bağlıyorum.Televizyon insanlarımızı uyuşturmaya başladı. Televizyon karşısında oturup zap yapmak insanlara çok kolay geliyor.Ayrıca tiyatroya gitmek bir emek ister.Evinizden çıkacaksınız, güzel giyineceksiniz, biletinizi alacaksınız, gerekirse kuyruk bekleyeceksiniz.Gerçi şimdi çok kolaylıklarımız var.İnternet aracılığıyla bile bilet alınabiliyor.Ama tiyatroya gitmek gerçekten fedakârlık istiyor.Karda kışta gelen seyirciye daha fazla saygı duyuyorum elimden gelenin daha da fazlasını yapmaya çalışıyorum. Üyeler içindir. üye olun... B.S. : Biraz da televizyonun etkisi var.Tv’de çok sayıda dizi ve film var. Bunlar arasında izlenmeye değer olanlar da var ama, tiyatroya ilgi yeterince yok. Ben bir anımı anlatayım.Bundan herhâlde bir 10-15 yıl önceydi.Yeni Sahnede oyun oynuyorduk.O aralar Ankara çok soğuktu.Dışarıda ısı -18-20 dereceydi. Buna rağmen 25 kadar seyirci gelmişti.Kaloriferler de yanmıyordu, salon çok soğuktu. Tiyatro yönetimi izleyicilere “İsterseniz biletlerinizi değiştirelim.”dedi. Buna rağmen izleyiciler ısrarla “Biz seyretmek istiyoruz.” dediler.Oyun, İzmir’de geçen bir yerli oyundu. Yaz mevsimini canlandırıyoruz.Yüzümüzü çeşmelerde yıkıyoruz.Kovanın içinde su vardı.Suya elimi değdirdiğim anda kovadaki suyun buz tuttuğunu gördüm.Oyun bitti.Hiç kimse alkışlamıyor,Allah Allah, dedik.Neden acaba hiç kimse alkışlamıyor?Meğer herkes eldivenini giydiği için alkış sesleri duyulmuyormuş.Yani bu şartlarda seyirci bize geliyordu, biz bu şartlarda bile oynuyorduk.Biz oyuncuların biliyorsunuz, bayram, hafta sonu tatilimiz yoktur. Sadece pazartesi günleri tatildir.Pek çok fedakârlıkla seyirci karşısına çıkıyoruz. İsteriz ki izleyiciler de biraz fedakârlık göstersin. Gerçi son yıllarda bütün tiyatrolarımız tıklım tıklım.Salonlarımız yüzde yüz dolu.Umarım bu ilgi alışkanlığa dönüşür .Ç. : Son iki yılda birtakım sosyal depremler geçirmiş tiyatronun, seyirci yüzdeleri %100-%111’lere kadar artmış durumdadır. İstatistiklerimiz oyun seçimi ve sergilenişi hakkında olumlu bilgiler vermektedir ki bu hepimizce sevindirici bir olaydır. İlginin yetersiz olduğu zamanlar toplumun ekonomik yönden sıkıntılı olduğu dönemlerdir. Biz seyirciyi çekebilmek için iyi bir politika izlemeye devam ediyoruz. Ve tüm izleyicilere iyi seyirler diliyoruz. Tiyatrolarda sergilenen oyunların seyircinin ilgi, beğeni ve beklentilerini karşıladığını düşünüyor musunuz? İ.Ç. : Devlet destekli ve devletin tiyatrosu olan tiyatromuz, repertuvar aşamasında her türlü beklentileri karşılayabilecek oyunların seçimi için özen göstermekte. Seyirci yüzdelerimiz de bunu başardığımızı göstermekte. Darısı önümüzdeki sezonların başına. M.U. : Metnin iyi veya kötü olması bir yana insanları tiyatroya çekebilmek önemli. İzleyiciyi tiyatroya çektiğiniz zaman o insanlar değerlendirecektir.O zaman oyun seçiminde bir kalite veya nitelik artınca, seyirci sayısı da artacaktır. Üyeler içindir. üye olun... Tiyatronun insan yaşamında değiştirici, dönüştürücü işlevine ilişkin neler söylemek istersiniz? H.G.I. : Daha bilinçli bir toplumun yetişmesi için anne ve babaların çok küçük yaştan itibaren çocuklarını tiyatroya alıştırmaları gerektiğine inanıyorum.Ben, öyle bir ailenin çocuğuyum.Bizim abonman biletlerimiz vardı. Eskiden tiyatroya böyle gidilirdi.Her çarşamba ben ailemle tiyatroya giderdim.Her pazar sinemaya giderdim. Ailemin sanata yaklaşımı benim bu mesleği seçmemi sağladı. Çok zor bir şey değil.Haftanın bir gününü ayırmak ve üç saatini çocuğunu tiyatroya götürmek gerçekten bir annenin bir babanın görevleri arasındadır. İ.Ç. : Tiyatro, insanı insana insanca anlatma sanatıdır. Herkes bir tiyatro eseri içinde kendini ilgilendirecek bir durumu bulur, görür. Hayatın içinde yaşanılan sıkıntılar, sevinçler, mutluluklar ve hüzünlerden pay çıkarılır. Bu bağlamda belki de çok karamsar olan biri bir çıkış yolu bile bulabilir. Bu nedenledir ki tiyatro yüzyıllar boyuca varlığını sürdürmekte ve sürdürecektir. Tiyatro ve eğitim ilişkisini değerlendirir misiniz? Öğrencilerimize tiyatronun sevdirilmesi ve tiyatro bilincinin oluşturulması ile bu bilincin yaygınlaştırılması için neler yapılabilir M.U. : Ben temelden başlamak gerektiğine inanıyorum.Yani ilköğretimde bile tiyatro dersinin verilmesinden yanayım. Bu nasıl yapılır,Millî EğitimBakanlığı ile KültürBakanlığının iş birliği ile mi olur?Tiyatro mezunları var, bu insanları öğretmen olarak kullanabilirler. Tiyatro eğitimi amacı ile kullanabilirler.Bunu ilköğretimden başlatarak, tiyatro çalışmalarının okulda yapılması gerektiğine inanıyorum.Temelde ilköğretim ile birlikte götürürsek geleceğin hem tiyatrocusunu hem de iyi bir izleyicisini kazanmış olacağız. İ.Ç.: Ünlü tiyatro yazarı William Shakespeare’in dediği gibi “Baştan başa bir sahnedir yeryüzü. Bütün insanlar sahneye girip çıkan oyunculardır. Bu bilinçle yeryüzünde birlikte yaşayacağımız tiyatro sanatçısı aday adaylarının yetiştirilmesi için önemli bir görev düşmekte üzerimize. Tiyatroyu bir mabet gibi düşünüp onu sevdirmek ve icra ettirmek, bilincini aşılamak, biz tiyatro sanatçılarına düşmekte. Kaliteli, eğitimli sanatçıları, kaliteli eğitimli oyuncuları sayılarının gittikçe artacağını düşündüğümüz okullarda yetiştirmeyi hedef edinmeliyiz. B.S. : Tiyatroların görevi o kadar büyük ki... İnsanı topluma hazırlar. Bir toplumda nasıl hareket edeceksiniz, nasıl birlikte hareket edeceksiniz... Beynini geliştirir, ufkunu açar, görüşünü iyiye doğru değiştirir.Çünkü tiyatro, olmuş, olmamış tüm olayları canlı olarak karşınıza getirir. Üyeler içindir. üye olun... G.Ş.I. : Şimdi eğitimde bile “drama” diyorlar.Yani bir olayı anlatırken drama başlığı olarak anlatmak çocuğun aklında kesinlikle daha fazla yer ediyor.Ezbercilikten daha öte bir şey.Tiyatroda biz yaşamdaki olayları, durumları konsantre şeklinde veriyoruz.Yani nerdeyse ilâç yerine vitamin gibi. Bir haftada Suç ve Ceza’yı okuyacaksa insanlar, gelip üç saatte Suç ve Ceza’yı seyredebiliyorlar.Dostoyevski’yi tanıyorlar. 17. yüzyıl Rusya’sını tanıyorlar.Bu, insanların duygu, düşünce gelişimi açısından çok önemli B.S. : Türkçemiz elden gidiyor, gittikçe kayboluyor.Onu öğretiyor, cemiyette nasıl hareket edileceğini, yani bunları öğretiyor.Başlı başına bir okul tabi.Olaylar var.O olaylar karşısında yanlışı, doğruyu gösteriyor.Yanlışı aldığı gibi, doğruyu da alıyor. Seyircimiz için çok faydalı.Özellikle yetişmekte olan gençlerimiz için çok önemli. Son yıllarda televizyonlarda yerli dizilerin ağırlıklı olarak yer aldığını ve büyük ilgi gördüğünü, yabancı dizi egemenliğinin azaldığını görüyoruz. Tiyatrolardaki yerli-yabancı oyun dengesini nasıl değerlendiriyorsunuz? İ.Ç. : Devlet Tiyatroları repertuvarları yerli ve yabancı oyunlar diye ikiye ayrılarak yapılır. Bu repertuvar çalışmaları içinde mümkün olduğunca hiç oynanmamış oyunlara yer vermeye özen gösterilir. Sonuçta istenilen iyi, kaliteli, düzeyli, kültürel ve eğlendirici ve düşündürücü, ders veren oyunlar olacağından bu denge mutlaka özenle kurulmaya çalışılır. Üyeler içindir. üye olun... B.S. : Gelen eserler dramaturglar tarafından okunur ve seçme yapılır.Genellikle dengeli olmak üzere özgün eserlere yer verilir.Dengeli bir şekilde ayarlanır. G.Ş.I. : Hatta yerli oyunlara daha çok ağırlık verilir. Yerli oyun yazarlarımızın azlığı gibi bir sorunumuz var. Çünkü hep belli isimlerin, daha eski yazarlarımızın oyunları oynanmış ve tüketilmiş oluyor.Yeni yazarlarımızın yetişmemesi gibi, yeni tiyatro yazarlarının yetişmemesi gibi bir problem var.Bu konuda da özendirici olması için birçok oyun yarışmaları yapılıyor.Ne derece özendirici, çok fazla bilgim yok açıkçası. B.S. : Fazla özendirici değil. G.Ş.I. :Tiyatroyla büyüyecek, onu hayatın bir parçası olarak görecek ki, kendine onu dal olarak seçebilsin. Küçük yaşta bunu başlatmak gerekiyor. Tiyatro eğitimi almayanların veya oyuncu olmayanların tiyatro oyunlarında dizi ve filmlerde oynamalarını nasıl yorumluyorsunuz? G.Ş.I. : İşte güzel kadın, göze hoş görünen kadın gibi farklı arayışlar içerisine giriliyor.Tabi tiyatronun görevi halkı eğitmekse, televizyonun da görevi bu olmalı. Ama maalesef televizyonda bunları göremiyoruz. Haber bülteninde bile mankenin giydiği kıyafeti izliyoruz.Bu dejenerasyona ne zaman dur denilecek, ne şekilde dur denilecek, hiçbir fikrim yok. Ama biz en azından yaptığımız işlerde bunlara özen gösteriyoruz.Ben küçükken izlediğim KadınAna’nın daha sonra yanında oynama şansına eriştim. Ve ardındanFerhunde Hanımları yaptık.Bizim yaptığımız televizyonda tiyatroydu bir anlamda.Çünkü hepimiz tiyatro kökenliydik. Hiçbir reklâmımız yoktu.Hiçbirimiz, hiçbir yerimizi göstermedik.Ama biz yine reyting rekorları kırdık.Eğer söz konusu oysa. Biz sanat için yapıyorduk.Bizim gazetede haberimiz çıkmazdı, yayın saatleri her ay değişirdi ama seyircimiz yine de bizi takip ederdi. Yani sanmasınlar ki bizim halkımız o kadar cahil. Üyeler içindir. üye olun... Çok önemli bir noktaya değindiniz.Tiyatro eğitimi almamış insanların televizyon dizilerinde rol almaları bu tip sorunları körüklüyor, yanlış kullanılıyor. İ.Ç. : Bir cerrahın işini yapmak için biz ameliyatlara gidemiyorsak, konusu insan olan tiyatro sanatının da eğitimini, öğretimini almış ehil kişiler tarafınca yapılması gerekmektedir. Ancak bugüne kadar imkan elde edememiş üstün yetenekli kişilere de (tabi bunlar yüzde ikiyi geçmemekte) fırsat tanınmaması olmaz. Ekip çalışmasının anlamlı örneklerinden biri tiyatrodur. Tiyatroda ekip ruhunu oluşturan kural ve gelenekler nelerdir? B.S. : Her şeyin başı; işini ciddiye almak, zamanında işe başlamak, üstüne düşen görevi ciddî ve zamanında yapmak, ekipte anlayışlı olmak, saygılı olmak... Saygı, sevgi ve çalışkanlık üçü bir arada olduğu müddetçe her şey yolunda gider. Üyeler içindir. üye olun... İ.Ç. : Bir tiyatronun oluşabilmesi için önce insana sonra bir metne, sonra bir rejisöre, sonra bir sahneye, sonra da seyircilere ihtiyaç vardır. Bu kurallar içinde yüzyıllar boyu süre gelen gelenekler sanatçılar tarafından icra edilir ve seyirciyle buluşur. Son günlerde basında”tiyatronun işlevini yitirip yitirmediği” tartışıldı. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? M.U. : Bana kalırsa tiyatro işlevini tamamlamaz. Daha genç kitlelere gitmesi de gerekiyor. Maalesef buna biz bugün itibariyle ulaşmış değiliz. Doğuda tiyatronun t’sini bilemeyen insan var.Bunun yanında bırak doğuyu Ankara’nın veya büyük şehirlerin kent merkezlerinde yaşayan, tiyatroyu görmeyen insanlar var.İnsan yaşamı devam ettiği sürece tiyatro da var olacaktır. Çünkü insanı anlatıyor. İ.Ç. : Tiyatronun işlevini yitirip, yitirmediği tartışılmaz bile. Gelişmekte ve üremekte olan her toplum gibi bizde de liselerden sonra üniversiteye girmek isteyen yüzlerce öğrenci mevcuttur. Bu da yeni yerleşik tiyatroların açılmasına ve Türkiye’nin en ücra köşelerine bile sanatın götürülebilmesine neden olmaktadır. Unutulmamalıdır ki Atatürk Türkiye’sinde sanattan mahrum bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Öğretmen ve öğrencilerimize iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı? M.U. : Sanatın önemli bir kolu olan tiyatronun geniş kitlelere yayılmasında hepimize görev düşüyor. Bu, sadece devletin veya KültürBakanlığının sorumluluğunda olacak iş değildir. Hepimizin birey olarak tüm sanat dallarına gereksinimimiz olduğunu düşünüyorum. Geleceğin tiyatro oyuncularını ve izleyicilerini yetiştirecek değerli öğretmenlerimize bu noktada büyük sorumluluk düşmektedir.
__________________ Gecenin karanlığında Ellerim hapsolmuş Gözlerim mecbur mu Gözlerine bakmaya Gecenin boşluğunda İçimde binbir fırtına Kalbim mecbur yalanlarına Nerdesin aşkım burda Bir ses ver kalbim zorda, nerdesin !!!!!! ![]() |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| 3333, soylesi, setinde, halleri, evin, bizim |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bizim Evin Halleri Dizi Resimleri !! | serdal.ozdemir | Bizim Evin Halleri | 2 | 03-11-2008 02:55 |
| Şafak Sezer'den İlginç Söyleşi! | des_tina_m | Magazin Haberleri | 0 | 09-01-2008 22:43 |
| Bizim Evin Halleri Yayın Akışı !! | serdal.ozdemir | Bizim Evin Halleri | 0 | 30-12-2007 15:59 |
| Bizim Evin Halleri Dizisinin Oyuncuları !! | serdal.ozdemir | Bizim Evin Halleri | 0 | 29-12-2007 12:56 |
| Âşık Veysel İle Söyleşi | GECEM_EFSUN | E-Edebiyat | 2 | 04-07-2007 20:37 |