| | GENEL DEĞERLENDİRME
Ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanması, toplumsal ve bireysel refah düzeyinin artması, doğa ve insan kaynaklarının etkili bir şekilde geliştirilmesine ve değerlendirilmesine bağlıdır. Bu çerçevede iyi yetiştirilmiş insan kaynağımız, giderek dünyaya daha fazla açılan ülkemizin rekabet gücünün artmasını sağlayacaktır. Genç ve dinamik bir nüfus yapısına sahip olan ülkemizde, insana yapılan yatırım en verimli yatırım olarak görülerek, hızlı ve istikrarlı bir ekonomik büyüme ve sosyal gelişmenin gerçekleştirilmesi sağlanacaktır.
Grafik 1 lânlı Dönemde YüksekÖğretimde Okullaşma Oranları 
Ekonomik ve sosyal kalkınmanın gerçekleştirilmesi amacıyla, 1963 yılından bu yana her beş yılda bir hazırlanan kalkınma plânları ve bu plânların uygulama dilimleri olan yıllık programlar yapılmakta, tüm sosyal ve ekonomik sektörlerin yanında yüksek öğretim sektörü de plânlanmaktadır.
Plânlı dönemde eğitim seviyesi ve kalitesinin yükselmesiyle birlikte, ülkenin ekonomik ve sosyal düzeyi hızla yükselmiş bulunmaktadır. Plânlı dönemde eğitim göstergelerinde kaydedilen önemli gelişmelere kısaca bakılırsa; okuma yazma oranının 1960’da yüzde 39,5 iken 2001’de 86,6’ya, yüksek öğretimdeki öğrenci sayısının 1961’de 61.000 iken 2001’de 1.664.000’ne, öğretim elemanı sayısının 1961’de 4.071 iken 2002’de 70.012’ye, toplam fakülte, enstitü ve yüksek okul sayısının 1960’da 49 iken 2002’de 1.667’ye, üniversite sayısının 1960’da 7 iken 2002’de 77’ye, yüksek öğretim okullaşma oranının 1961’de yüzde 4,1 iken 2001’de yüzde 28,7’ye yükseldiği görülecektir.
Ekonomide sağlanan yüksek büyüme oranlarıyla, kişi başına millî gelir 1.Plân dönemi sonunda 542 dolar iken, 7.Plân dönemi sonunda 3000 doları, satın alma gücü paritesine göre ise 6000 doları aşmış bulunmaktadır. Plân dönemi öncesinde millî gelir içinde tarımın payı yüzde 40’lar düzeyinde iken 7.Plân dönemi sonunda bu oran yüzde 13’ler düzeyine inmiş bulunmaktadır. Ekonomide meydana gelen bu gelişmelerde eğitim yoluyla geliştirilen beşeri sermayenin katkısı yadsınamaz. Nitekim yapılan bilimsel çalışmalarda eğitimin toplumsal ve ekonomik gelişmelerdeki payının oldukça önemli düzeyde olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda her bir plândaki politikalar ve hedefler ile plân gerçekleşmeleri belirtilmiştir. Ayrıca, aşağıdaki Tablo: 2’de plânlardaki politika ve hedefler ile gerçekleşme durumları özet olarak gösterilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, hedeflerin gerçekleşme durumu, plânlardaki mevcud durum değerlendirmeleri ışığında yapılmaya çalışılmıştır. Plân dönemindeki tüm gelişmelerin mevcut durum analizine dahil edilmediği dikkate alındığında, Tablo: 2’deki değerlendirmelerin mutlak gereçeği yansıtmadığı, yalnızca sadeleştirme yoluyla bir fikir verilmesinin amaçlandığı hatırda tutulmalıdır.
Plân hedeflerinde kısmi ya da tam gerçekleşmeler olmakla birlikte, bazı başarısızlıkların olduğu da görülmektedir. Tablodan da görüleceği üzere; yüksek öğretimde dağınık olan yapının düzenlenmesinde ve kurumlar arasında koordinasyonun sağlanmasında; yüksek öğretimde kapasite artışı ve dolayısıyla yüksek öğretim kurumu, öğrenci ve öğretim elemanı sayılarında; burs-harç-kredi ve finansman imkânlarında; meslek lisesi çıkışlıların üniversiteye girişinde; örgün eğitim dışında geçmişte mektupla eğitim ve YAY-KUR, günümüzde açık öğretim imkânı sağlanmasında; yabancı dil eğitimi ve öğretiminde; yatay ve dikey geçişlerde; insangücü plânlamasında; fırsat eşitliğinin sağlanmasında; akademik terfilerde ve üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesinde kısmi ya da önemli iyileşmeler sağlanmıştır. Bunun yanında; öğretim elemanlarının bölgesel dağılımında; araştırmaya ağırlık verilmesinde; yeni üniversite ve birimlerin kurulmasının kıstaslara bağlanmasında; yüksek öğretim kurumlarının özerkliği konusunda; kurumlar arasında bilimsel rekabet sağlanmasında; üniversitelerin başarı performanslarının ölçümünde; YÖK ve ÖSYM’nin yeniden yapılandırılmasında henüz yeterli iyileşme ve gelişme sağlanamamıştır.
Bazı hedef ve politikalardaki başarısızlıkların nedenlerine de kısaca değinmek uygun olacaktır. Bilindiği gibi, plânlı kalkınma Anayasa’nın 166.maddesinde “ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmayı, .... plânlamak, bu amaçla gerekli teşkilatı kurmak Devletin görevidir. .... Kalkınma girişimleri, bu plâna göre gerçekleştirilir. Kalkınma plânlarının hazırlanmasına, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmasına, uygulanmasına, değiştirilmesine ve bütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesine ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu amaçla kurulan DPT’nin kuruluş ve görevlerini düzenleyen 540 sayılı KHK’nin 2.maddesinde “... hükümetçe belirlenen amaçlar doğrultusunda kalkınma plânları ile yıllık programları hazırlamak” hükmü yer almaktadır.
Mevcut hükümetçe belirlenen amaçlar doğrultusunda hazırlanan kalkınma plânlarına uymak, anayasa ve yasalar uyarınca kamu kesimi için zorunludur. Ancak, plânların yanı sıra, iş başına gelen yeni hükümetler de seçim beyannamelerine uygun kendi programlarını yaparak TBMM’nin onayına sunmaktadırlar. Yeni hükümetin öneceliklerini yansıtan program ile giden hükümetin önceliklerini yansıtan plânların hedefleri arasında fark olabilmektedir. Bu durum, plân hedeflerinin gerçekleşmesi önündeki en büyük engeli oluşturmaktadır. Bu arada ifade etmek gerekir ki, 58. ve 59.Hükümet Programları ve hükümetin ilan ettiği Acil Eylem Plânının kalkınma plânıyla uyumlu olarak hazırlanması, yüksek öğretimle ilgili hedeflerin gerçekleştirilmesi umudunu güçlendirmektedir.
Plânlardaki yüksek öğretimle ilgili bazı hedef ve politikaların gerçekleşmemesinin özel nedenleri de mevcuttur. Bilindiği üzere, Anayasada idarenin bir bütün olduğu ve idarenin tüm iş ve eylemlerinden TBMM’ye karşı siyasi iradenin sorumlu olduğu va’z edilmiştir. Ancak; olağanüstü dönemde yapılandırılan YÖK’ün kendine özgü yapısı nedeniyle, yüksek öğretim ile ilgili temel politikaların belirlenmesinde ve yapılandırılmasında siyasi irade neredeyse tümüyle devre dışı bırakılmıştır. Bunun sonucunda, plânlarda ve hükümet programlarında yüksek öğretimle ilgili öngörülen hedeflerle YÖK’ün ters düşmesi durumunda işlem yapılamamakta ve bu yöndeki girişimler başarısızlıkla sonuçlanmaktadır.
Şüphesiz, plân hedeflerindeki başarısızlığın daha bir çok nedeni sayılabilir. Ancak, bu husus başka bir çalışmanın konusunu oluşturduğundan bu kadarıyla iktifa edilecektir.
__________________
Kâh Giderim Medreseye, Hu Çekerim Hak İçin, Kâh Giderim Meyhaneye, Dem Çekerim Yar İçin.
Bütün sabahların bu saati
En fazla sevdiğim vakit Son kez; merhaba... |