SEMTE ADINI VEREN CAMİ
Hipodrom Meydanı’nın bir tarafında bugün Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan, Osmanlı İmparatorluğu’nun ünlü hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’a damat olmuş, aynı zamanda da vezirlik yapmış İbrahim Paşa’nın sarayı yükseliyor. Müzedeki nadide halılar, birbirinden güzel ahşap ve taş eserler Türk İslam sanatının en güzel ve en nadir örnekleri arasında yer alıyor. Ama Hipodrom Meydanı’nın öteki tarafında kubbesinden duvarlarına mavinin değişik tonlarını barındırdığı için, Batılıların geçmişten beri ‘Blue Mosque’ (Mavi Cami) adını vermiş oldukları; buradaki bütün bir semte adını veren, dünyaca ünlü mimarlık harikası altı minareli Sultanahmet Camii yükseliyor. Taşları dantel gibi işlenmiş şerefelerinden kalem gibi dimdik ayakta duran minarelerine; bir simetri harikası kubbelerinden duvarlarını süsleyen 21.043 adet İznik çinisine kadar kendine has bir özgünlük sergiliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun on dördüncü padişahı Sultan Ahmed, tahta geçtiği günden itibaren, Ayasofya’nın karşısında yükselecek camisini yaptırmaya başlamış. Mimar Koca Sinan ekolünde yetişen Sedefkâr Mehmet Ağa öyle muhteşem bir cami yapmış ki padişahına; 9 Haziran 1617 tarihinde büyük bir törenle kapıları ibadete açılmış.