ANITLARIN YÜKSELDİĞİ MEYDAN
Antik Hipodrom’dan günümüze kalmış üç önemli anıttan biri, İstanbul’un en yaşlı anıtı olarak kabul edilen Mısır’dan getirtilen firavun III. Tutmosis’in Tanrı Amon için yaptırmış olduğu dikilitaştır. Anıt 390 yılında İmparator Teodosius tarafından kente getirtilir. Üzerindeki yontu ve hiyerogliflerden de anlaşıldığı üzere, III. Tutmosis Mısır’ı düşmanlardan, bulaşıcı hastalıklardan, afetlerden koruyan tanrısı Amon’a şükranlarını sunuyor.
Mısır dikilitaşının hemen yanı başında, tarihi MÖ 470’li yıllara uzanan ikinci bir anıt yer alıyor. Burmalı ya da Yılanlı Sütun adı verilen anıt, MÖ 479 tarihinde Yunanistan’ın Platea Ovası’nda Pers ordularına karşı kazanılan zaferin ertesinde, Persler’den arta kalan kılıç, kalkan, zırh ve miğferlerin ateşte eritilip şekillendirilmesiyle yapılmış. Aradan yüzyıllar gelip geçmiş, adını kente veren İmparator Konstantinus, prestij göstergesi bu anıtı Delphoi Tapınağı’ndan İstanbul’a kadar getirtip Hipodrom’un orta yerine koydurmuş. Günümüze tamamı ulaşamayan anıtın yılan başlarından birinin alt çenesi bugün British Museum’da, bir diğer parça da İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergileniyor.
Antik Hipodrom’dan günümüze gelmiş olan üçüncü anıt ise 21 metre yüksekliğindeki Örme Sütun… Bir zamanlar Hipodrom’daki büyük bir kaidenin üzerinde bronzdan yapılmış ‘quadriga’ adı verilen dörtlü at heykel grubu da bulunurmuş. Ancak 13. yüzyılda Haçlılar tarafından İtalya’ya götürülen bu heykel grubu bugün Venedik’teki San Marco Kilisesi’ni süslüyor