YAVUZ SULTAN SELİM’İN MÜHRÜ
Osmanlı hazineleri, bir yandan bağlı eyaletlerden toplanan vergi, haraçlar, işletilen toprak ve madenler, gümrüklerden elde edilen gelirler, ganimet, hediye gibi yollarla gelen servetlerle dolar, bir yandan da değişik amaçlar için yapılan harcamalarla boşalırdı. Özellikle 17. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak devletin ekonomik dar boğazlardan geçtiği dönemlerde birçok altın eşya bozdurulup para basımı için kullanılmıştı. Kimi mücevherler de gerektiğinde bozdurulup yeniden yaptırılmıştı. Ama ata yadigârı olan, üstün sanat eseri niteliğindeki birçok eşyaya dokunulmamıştı.
Hazineyi, hazine kethüdası korur, Yavuz Sultan Selim’e ait olan akik mühürle dış kapısını mühürlerdi. Sultan, bu mührün kullanılmasını şöyle vasiyet etmişti. “Benim altınla doldurduğum hazineyi bundan sonra gelenlerden her kim mangır ile doldurursa hazine anın mührüyle mühürlensin ve illa benim mührümle mühürlenmekte devam olunsun!” Topkapı Sarayı, Atatürk’ün emriyle 1924’te müzeye dönüştürülünceye kadar da Hazine onun mührüyle mühürlendi.
Üyeler içindir. üye olun...