Şimdi piknik zamanı!
Bahar gelince insanlar her fırsatta kırlara çıkmak istiyor. Doğada sakin bir köşede aileyle, eş dostla, arkadaşlarla yapılan bir pikniğin tadına doyulmuyor çünkü. Havalar ısınınca insanlar kendilerini tabiatın kucağına atmak isterler. Kışın karanlığından çıkıp, allara, yeşillere boyanma tutkusudur bu. O siyahlar, o griler geçmişte kalır. Baharla birlikte, güneş sarılarına, çimen yeşillerine, gül kırmızılarına boyanırız. İşte bahar piknikleri de tam bu günlerde başlar. Baharın verdiği yepyeni bir yaşama arzusuyla dolan insanlar, aileleriyle, arkadaşlarıyla, dostlarıyla, sevdikleriyle tabiata, ormana, ağaç altlarına, yemyeşil çayırlara, su kenarlarına koşar.
Tarihe baktığımızda eski dönemlerde de şehirlerde yaşayan insanların doğaya kaçış için çabaladıklarını görüyoruz. Örneğin bundan 150 yıl kadar önce İstanbullular bulabildikleri her fırsatta kırlara ve güzellikleriyle ünlü mesire yerlerine koşarlardı. Bugün dünyanın hemen her yanında bu güzelim tabiat eğlenceleri kısaca piknik diye adlandırılıyor. Fransızca 'pique-nique'ten gelen bu kelimenin anlamı, biraz daha sade ve yalın yiyeceklerin bir araya getirilip, hep birlikte yenmesi. Gerçekten de piknik yemekleri, açık havada, tabiatla baş başa kalarak yenen, taşınması kolay ve soğuk yiyecekler. Gerçi teknoloji geliştiği için günümüzde pikniklerde sıcak yemekler de hazırlanabiliyor. Biraz da bu nedenden artık 'piknik yapmak' kadar, 'mangal yapmak' da denebiliyor. Piknik tüpleri, yemekleri sıcak tutan özel kutular; pikniklerin görünümünü değiştirdi. Bir başka deyişle, kır ve mesire gezileri, yavaş yavaş mangal partilerine dönüştü. Mangalın ve hazır yiyeceklerin sağladığı kolaylıklar geleneksel piknik yiyeceklerinin yapısının değişmesine yol açtı.