| | BAĞLAMA AİLESİ
Hayli kalabalık olan bağlama ailesinin üyeleri; yapılarına, tel ve perde sayılarına, boyutlarına, akort türlerine, çalınış biçimlerine, aşiret ve kavimlere, bölgelere ve çalındıkları mekânlara, hatta söyleniş biçimlerine göre meydan sazı, divan sazı, bağlama, bozuk (Bozok Türkmenleri’ne ait), tambura, çöğür, âşık sazı, cura, divan curası, bağlama curası, tambura curası, parmak curası, karadüzen, kopuz, komus, kobus, kobız, komıssaz, sazılak, çeşte, çangür, çağur, ruzba, ırızva, dombra (tambura), dütar, dıngıra, dıngırdak, destek, ikitelli, çiftetelli, bulgari, yelteme, baz, berene, harek vb. gibi birçok değişik adla anılır. Bu terminolojik farklılıklar, yaygınlığını ve çeşitliliğini gösterir bağlamanın...
Kolca kopuzun -belki de- Anadolu’daki ilk evrim basamağı olan ‘cura’, ailenin en küçük ve en ince ses veren çalgısıdır. En büyük ve en kalın sese sahip olan versiyonu ise ‘meydan sazı’dır. Son dönemlerde, daha çok bas partilerini icrada kullanılan ve ritm ağırlıklı olarak çalınan ‘bas bağlama’nın yanı sıra, farklı ve güçlü bir tınısı olan ‘elektro bağlama’ da yaygınlaşmaktadır.
Bağlama, aslen üç ana bölümden oluşur: Tekne, göğüs ve sap... Sap kısmında, misina ile bağlanmış ‘perde’ler vardır. Kopuzun perdesiz bir çalgı olarak doğduğu, sonradan bağlanan ilk perdelerin ise ‘pentatonik’ olduğu bilinir. Yerleşik düzene ve toplu icralara geçilmesiyle birlikte, tel ve perde sayıları artar. Günümüz Türk Müziği’nde kullanılan ‘komalı sistem’e ait 24 ses, bağlamada da kullanılmaya başlanır.
Günümüz bağlaması, genellikle yedi tellidir. Tellerin, üzerinden geçirilerek tekneden burgulara dek gergin bir şekilde kullanılabilmesini sağlayan araçlara ‘eşik’, akort yapmaya yarayan parçalara ise ‘burgu’ denir. İkişerli ve üçerli olarak üç grup hâlinde takılan teller, istenen ‘düzen’e akortlanabilir. Çeşitli yörelerde ve farklı adlarla kullanılan yirmi civarında düzen vardır. Birçok alt grupları da bulunan ana düzenler, bozuk düzeni, bağlama düzeni, misket düzeni ve müstezat düzenidir. Bunlar, yörelerin tonal ve makamsal özellikleriyle doğrudan bağlantılıdır. “AĞAÇLAR BİRBİRİNİ SEVMELİ”
Gelelim, yaprak veya oyma olarak üretilen bağlamanın yapımına: Özen gösterilen ilk aşama ağaç seçimidir. Özgül ağırlığı fazla olan, sert yapılı ağaçlar tercih edilir. İyi ses verebilme özelliği bulunan bu ağaçlar titizlikle seçilir ve doğal ortamda kurumaları sağlandıktan sonra sazın iskeleti oluşturulur. Bağlamanın tekne, göğüs, sap, eşik ve burgu gibi farklı bölümlerinin yapımında dut, ardıç, kestane, kavak, ceviz, gürgen, ladin, kayın, maun, şimşir, sedir, abanoz, kelebek ve ıhlamur gibi değişik ağaçlardan yararlanılır. Ancak, bağlama yapım ustaları, söz konusu farklı kısımları üretirken bile, birbirine yakın özelliklere sahip ağaçları kullanırlar. Bunun önemini de, “Ağaçlar birbirini sevmeli” diyerek ifade ederler. Yani, bağlamanın bedeninde de, yüreğinde de aşk bulunmalı ve bu aşk, yüzyıllar boyu söylenecek türkülerin ateşi olmalıdır.
Çok sözleri az, az sözleri öz söylemek gerekirse; toplumsal öykülerimiz olan türküler, bağlamanın gönderinde dalgalanan kültür bayraklarımızdır. Onlara ilişkin bilimsel ve çağdaş araştırmalar yapmak ise evrensel ufuklu bir çaba… Bağlama da, türküler de, yalnızca ülkemizin değil tüm insanlığın, ‘Dünya’ adlı bu gezegenin ortak kültür miraslarıdır. Yeryüzünde yaşam devam ettiği sürece aşk, umut, mutluluk, şikayet, başkaldırı, acı, keder, sevinç gibi insani duygular bu sazın havası, suyu olacak ve türküler yüreğimize akmaya devam edecektir.
__________________ Çeşitli Konu İçerikleri ve Teknik Destek - Yazılım Vs Vs Alanlarda Sorularınıza Cevap Veremeyeceğim İçin Üzgünüm...
Diğer Yetkili Arkadaşlar Sizlere Yardımcı Olacaklardır...
Saygıyla... Closed Admin (:
Yetkilerim Kendi İsteğim Dahilinde Alınmıştır... |