OSMANLI DÖNEMİNDE FAYTON
Osmanlı İmparatorluğu döneminde de taşıma ve nakil amaçlı kullanılan arabalara büyük baş hayvanlar koşulmaktaydı. Atların bugün bildiğimiz anlamı ile faytonlara koşulmasına ise Lale Devri’nde (1718-1730) rastlanılır. Bu dönemden itibaren Fransa’dan getirtilen, süslü, iki veya dört kişilik oturma yerli, bir sürücü tarafından idare edilen faytonlar, hem taşıma ve ulaşım, hem de gezinti amacıyla kullanılmaya başlanır. II. Mahmud’un faytonsuz hiçbir yere gitmediği, Sultan Abdülmecid döneminde faytonun resmi saray arabası haline getirtildiği ve Sultan Abdülaziz döneminde ise diğer devlet görevlilerinin de hizmetine sunulduğu biliniyor. Yine bu dönemden itibaren faytonlar şehrin ileri gelen ailelerinin hizmetine kiraya verilmeye de başlanır. Osmanlı İmparatorluğu’nda iki yanı açık, üstü arkadan körüklü iki kişilik at arabalarına ‘fayton’; dört kişilik, karşılıklı iki kanepeli, ön ile arkadan iki körüklü, üstü kapatabilen at arabalarına ‘landon’ ve tamamen ahşaptan yapılmış, kapalı, yan pencereleri camlı, kutu biçiminde dik, iki kişilik at arabalarına ‘kupa’ adı verilirdi. Bunlar haricinde Avrupa’dan getirtilen karoserli, tek bir atın çektiği, iki kişinin yan yana oturarak seyahat edebildiği ‘kabriyole’ isimli at arabaları da sıklıkla kullanılırdı. Dört atla koşulan, yarı körüklü arabalara ise ‘saltanat arabası’ denirdi ve bu arabalar sadece padişahlar, sadrazamlar ve sarayın ileri gelenleri tarafından kullanılırdı. ADALARDA FAYTON KEYFİ
Günümüzde faytonların nostaljik bir gezinti arabası amacıyla kullanılmadığı tek yer ise, İstanbul’un adalarıdır. İstanbul adalarında itfaiye araçları ve ambulanslar haricinde motorlu araç yasağı bulunmasından dolayı tek ulaşım aracı bu keyifli faytonlardır. Bugün en çoğu Büyükada’da olmak üzere, adalarda neredeyse beş yüzden fazla fayton bulunuyor. Bu işlevsel amaçların dışında Kütahya, Denizli, Antalya ve İzmir başta olmak üzere pek çok şehirde faytonlar gezi veya turistik amaçlarla kullanılmaya devam ediyor. Birbirinden estetik bu faytonlar, değişik desenlerle süslenip fenerle ışıklandırılarak renkli bir gezi arabasına dönüştürülüyor. Son yıllarda, bu faytonların saatte altmış yetmiş kilometre hıza ulaşabilen ABS frenlilerine ve gelişmiş ses sistemi ile donatılmış olanlarına rastlanabiliyor. Günümüzde Anadolu’da sadece birkaç atölyede üretilen faytonlar ülke içine hizmet etmekten çok, yurtdışına ihraç ediliyor. Bunlar arasında İngiltere ve Fransa sarayları için üretilen çok özel tasarımlı faytonlar da bulunuyor. Ayrıca bahçeler için dekor amaçlı üretilen örnekler ve minyatür boyutlarda tasarlanan faytonlar da var.
Bir zamanlar en az fayton ve at arabası atölyeleri sayısınca, saraçlık atölyeleri de Anadolu’da bolca bulunuyordu. Eyer, at takımları, araba koşumları gibi deri ve meşin malzemeler üreten bu atölyelerdeki ustalara ‘saraç’ adı verilirdi. Bugün yine sayıları hayli azalmış olan saraçlara ancak turistik bölgelerde rastlanıyor. Çoğunlukla da deri veya meşinden günün gereklerine uygun farklı eşyalar yapıp, satarken...
Güneş tanrısının aracı faytonlar, artık her ne kadar turistik merkezlerde karşımıza çıkan tatlı bir hatıraysa da, en azından geçmişe ait diğer fotoğraflarla birlikte solmaya mahkûm kalmadı. Pamuk şekeri ve dondurma tatlarının eşlik ettiği bir yaz akşamında esen meltemle birlikte geçmişten günümüze sürülen bir sefadır faytonlar. Eskimeyecek ve hep çok sevilecek olan...
__________________ Çeşitli Konu İçerikleri ve Teknik Destek - Yazılım Vs Vs Alanlarda Sorularınıza Cevap Veremeyeceğim İçin Üzgünüm...
Diğer Yetkili Arkadaşlar Sizlere Yardımcı Olacaklardır...
Saygıyla... Closed Admin (:
Yetkilerim Kendi İsteğim Dahilinde Alınmıştır... |